Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
O Tersi Olmayan Bir dir "vahdehu lâşerîke leh" (Kar©glanin 6 Nisan 2016 Vaazi)
#1
20-2014icon 
[Resim: 5703ee52a7130.png]
O Tersi Olmayan Bir dir "vahdehu lâşerîke leh"
[Resim: sari-isik-large.gif]
(Kar©glanin 6 Nisan 2016 Vaazi)
[Resim: sari-isik.gif]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Beyaz-Renk.png]

الَّذِينَ آمَنُواْ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ اللّهِ أَلاَ بِذِكْرِ اللّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
------------
نَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ إِلاَّ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَمَن يَكْفُرْ بِآيَاتِ اللّهِ فَإِنَّ اللّهِ سَرِيعُ الْحِسَابِ
----------

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 28. ayet - ALİ İMRAN-19 ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb
----
İnned dîne indâllâhil islâm(islâmu), ve mâhtelefellezîne ûtûl kitâbe illâ min ba’di mâ câehumul ilmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi âyâtillâhi fe innallâhe serîul hısâb
Meali :

o iman edenler varya , onlar Allahin zikiri ile kalplerini doyururlar, Evet kalpler elbette Allahi zikretmekle doyar .

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 28. ayet

Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.

Sadakallahul Aziym ALİ İMRAN-19 ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür."

( Hadis-i Şerif , Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Kim, "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr." duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere "Sübhânallahi ve bihamdihi" derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile."

Hadis-i Şerif ,[Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."

Hadis-i Şerif, Kütüb-i Sitte

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Biz ilk sofi oldgumuzda bazi yeni sofi olanlarai görüyorduk daha el alip tövbe edince,( nakşilerde Toplu zikir olarak hatmeyi hacegan vardir), ve bu yeni tövbe alanlardan bazilari daha el aldiklari ilk hatmede, hay huy uy buy bagiriyorlar, neymiş cezbe geliyormuş , biz ikiniveriyoz gözleri yumup düşünüveriyoz TIK yok, cezbe mezbe yok.
temsili misal ile türkiyede onlarca üniviersite varc dünyada binlerce üniversite varc ve hersene, her ülkede binlerce doktor, binlerce mühendis, binlercede hakim yetiştirip mezun eder. ve sen eger doktor olduysan, seni yetiştirenler zaten senden önce o ilmi ögremiş, ve birde ögretebilcek derceye ulaşmiş kimselerdi, ve o seni doktur etme şerefi, o üniversiteye bile ait degilken, ondanda ötesi varken , bazilari dokdur oldum mühendis oldum diye hava atiyor. halbuki sen dünyadaki binlerce mühendisden dokdurdan sadece birisisin, senden binlarce varken, kendini hind kumaşi sanma.ve böyle olunca alim ve mürşidi kamillerin sebebiyle insanlara Allahu tealadan füyuzat gelir. ve bu füyuzat yani, feyzler ayni bir enerji gibi kalbe akar, ve kalbe akarken eger kalbin üst dudagaina carparsa, o zaman insan aci veya gidiklanma hissedince, hay huy vay vuy diyormuş, bizde hic olmadi haalada olmaz, ve bu kalbinin kapagi dar olanlarda olurmuş, ve aynen manyatolu cakmak veya arabanin bujisi gibi, cakmaklari gibi, eger bu elektrik kafasina carparsa cakmak cakar, ve kivilcm cikarir, ve böylece ondaki cakmanin verdigi kivilcimin işigi ile, kalp aydinlar, ve orda bir nur, ve bilgi onda aciga cikar, ancak kalbin kapisi dar ise, işde bu carpa olunca kivilcim meydana gelir, kalbiin kapisi büyük olanlarin zaten, kalbine testiden bardaga su döker gibi, feyz kalbin icine dolar, o onda öyle hay huy dedirtcek olan, cakmagi yakan o kivilcim ve manyatolu cakmakdaki, o eli carpan elektiriklenme olmaz, onlarda zaten feyiz girince, bilgi aciga cikar, ve aci vermez. bizde olan ise bu yöntem idi. ve işde bu azicik bir kivilcim, manyato cakinaca kalbin az bir yeri aydinlaninca aciga cikan bilgi ile, bu yeni sofiler diger sofillere hava atiyor. lan dangil senden öncede binlerce sofi vardi, mevlananalar yunuslar, onlardan öte peygemberler vardi. işde azicik bir bilgi ve feyuz ile bunlar, hemen oluverdik sandilar, eriverdik sandilar. ne oldu o hay huy diyenler, bizim tekke dagilinca, bugün bazisi geri kahve cemaati ve kumarci oldu, bazisi cek karilariya aşna fişne işlerine daldilar, hani erdiydiniz, hay huy diyordunuz ya, ne oldu ? yani hepsi yalancikdan, agzina bir kaşik bal calinmiş gibi, bebe sofiler. bunlarda hani o doktur olan birinin hava atmasi gibi, onlarda oldumcuk oluvermişlerdi, halbuki ilahi feyzler öyle hay huy demek icin degildir. ilahi feyz ile insanda bilmedgi bir bilgi şuurunda oluşur, amma bu bilgi ilahi ilhamlar olan, ulvi ruhlar tarafinda ilham edilen, veya rabbimizden, ve peygamberimiz muhammeden, veyada şeyhinin sana bildirmek ve malum etmek istedigi bilgiler olur, veyada şeytani ve kötü ruhlar tarafindan gelen ilham ise, o zaman onlarsa, şeriata garraya muhalefet etmek, ve ettirmek icin, insanlara fisteklenen bilgilerdir. işde o feyizlerin ilahi veya şeytani oldugunu ayirt edecek kadar, insanin şeriat bilgisine sahip olmasi lazimdir.

ALINTI

Feyz; Arabça bir kelimedir. Feyz; verimlilik, bereket ve ilim anlamına gelmektedir. Tasavvufî istilahda ise, kalbe gelen her türlü faydalı bilgiler, hidayet nûru ve zevkli hisler anlamındadır. Başlangıçta kişinin kalbine gelen hisler ve bilgiler karmakarışık olacağı için kalbe gelen feyzlerde doğru ile batıl birbirine karışık olarak gelmektedir. Şeytanın kalbte sebep olduğu hisleri Rahmani duygulardan ayırabilmek için şeriati iyi bilmek gerekmektedir. Allahu Teala “Bilmiyorsanız zikir ehline sorunuz.”buyurmaktadır. Zikir Ehlinden maksat, şeriati ilmine vakıf kimsedir. Yoksa şeriat ilmine vakıf olmadan İlahi isimlerden birini tekrarlayan kimseler değildir.
Gerek rabıta ile gerekse zikirle veya ibadetlerle kalbte hasıl olan feyz görünümünde oluşan her türlü hisler şeriat ölçüsü, yani Kur’an ve Sünnet ölçüsü ile ölçülmedikçe o hislerin ne olduğu anlaşılamaz. Dervişin fikri ne ise, yani düşüncesi, rabıtası ne ise, zikri o olur.” deyimince, bir kimse kötü bir kimseyi veya kötü şeyleri sürekli hatırlarsa, farkında olmadan bir süre sonra o şahsın kalbi ibadetlerden soğur ve günah işleme eğilimi artar.
Allah’ı ananın kalbi nurlanır. Peygamberleri ve salihleri hatırlayanların, yani rabıta edenlerin ise, kalblerinde onlar gibi kul olmak istek ve arzuları güçlenir ve ibadet etmeleri kolaylaşır. Ama çıplak bir kadını tahayyül edip onu rabıta eden bir kimsenin ise şehveti tahrik olur, belkide şehevî olarak deşarj olup abdesti bozulur.
Görülüyorki rabıtanın başlangıcı değil sonucuna bakmak gerekir. Babasını rabıta eden bir kimse, babasının hali ile hallenir ve asla babasının ahvalinden öteye ulaşamaz. Veysel(Üveysi)Karani hazretleri Rasulullah’ı değilde kendi annesini rabıta etseydi, o yüksek mertebeye ulaşabilir miydi? Ama; her şeyin yaratılışını yakîn olarak Allah’tan bilen bir velinin Allah’a manevi yakınlığını düşünerek rabıta eden kimsenin kalbi ise, o veliye gelen nurların yansımalarıyla kalp aynası günah kirlerinden temizlenerek saf nurani bir aynaya dönüşüverir.
Herkese feyz veren Allahu Tealadır.Hidayet feyzi gökten yağmurun yağdığı gibi istisnasız herkese gelir. Ancak bu feyz ilk çıktığında tertemiz bir nur olup, sebep olanların manevi durumuna göre değişime uğrar. Tıpkı kaynağından tertemiz çıkan su gibi. Ama o suyun geldiği borular kirli ise, ona lağım karışıyorsa, insanı hasta eder. İşte bunun gibi manevi feyzler de, şeytana uğradığında vesveseye hileye dönüşür. Peygamberlere, mürşitlere uğradığında ise, hidayet nûru olur ve imanın olgunlaşmasına vesiledir. Ama günahkâr insanlara uğradığında ise, ikisi arasında bir durum hasıl olur ki, neticeye ulaştırmaz. Çünkü virüslüdür.
İlâhî fezyin bir kimsenin kalbine gelmeye başlama aşamasında, şeytan ve şehvetin sebep oldukları hislerle karışık olarak gelmesi yüzünden, salik bunun Rahmani mi, şeytani mi olduğunu idrak edemez. Eğer kişi istikamet üzere olursa, Allah onu şeytanın desiselerinden korur. Yoğurdun içinden ayranın ve yağın ayrılması gibi Rabbani feyzde diğerlerinden, sabah vaktinin fark edildiği gibi ayrılır. Rabbani feyz öyle İlahi bir nurdur ki, o bir kalbte vukuu bulduğunda o kalpte manevi güller açılır onun kokusu hiç bir dünyevi kokulara benzemez. O kalbte bal akıtan pınarlar oluşmaya başlar ki, o feyiz pınarı suyunun tadı hiç bir dünya tatlarına benzemez. Bu zevke erenler, bu zevke değer vermeyip Allah’ın rızasından başka istekleri terkedenlerdir ancak.
Peygamber(sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz; “El istikametü fevkal kerameh” (İstikamet keramettem üstündür.”diye buyurdu. istikamet; ehli sünnet inancını bilip şeriatin gereğince Allah rızası için amel etmektir.

ALINTI SONU

Biz yeni nakşi sofisi olduk, ve ve bizim kalbimize feyizin aktigini hissetmeye başladik, ve fakat bizde öyle, aci vercek cezbe denen olayi meydana cikarcak olan, elektrik carpmsi olmuyordu, ve ilk defa o feyizleri algilamaya başlamamiz şu olay ile oldu:

1994 veya 1995 Seneleri olcak Avusturya nin Gmund ili Schrems Belediyesinde oturuyorum. Waidhofende yaklasik 20-22km uzakta bir firmaya iş başvurusu ıçın yola çıktım arabayla iki kilometre gittim icimden bir ses "Zararın Neresinden Dönersen Kardır" diyor bende düşündüm zaten yola ciktik yolunda bir kismini gittik bunun eger benzinden tasarufu olcaksa zaten benzin gitti kar neresinde diye yola devam ettim.
sonra waidhofen kavşagina geldim yine ayni ses Zararın Neresinden Dönersen Kardır diyor, dedim artik yolu yariladik bunun karımı kaldı ben gidende iş başvurusu yapan dedim, yola devam ettim. sonra waidhofene vardim şehirin icinde Mondo marketi var, girende semel cöregi alan diye, karşısına parkettim. park levhasina dikkat etmemişim girdim, 5 dakkada semmel cöregi aldim ciktim, arabanin camina polis 300 schling ceza yazmiş, ceza kagidini bırakmış gitmiş. kafa DANK DANK etti haaaaaa
Zararın Neresinden Dönersen Kardır ne demek anlayiverdim amma bize gelen o ilhama dikkat etmedik zarar ettik. sonra gittim iş başvurusunu yaptim, he hüm dediler aldilar başvurumu, ne aradilar ne sordular. velhasil kelam rabbim melekeleri ile bize ilham etti, Zararın Neresinden Dönersen Kardır buyurdu, amma biz daha o zamanlar toy bir delikanlıyız kaala almadık ve sonunda 300 schling zarara ugrayanlar olduk velhasil siz siz olun eger şeriata aykiri olmayan bir ilham size gelirse ve derseki Zararın Neresinden Dönersen Kardır hemen orada yoldan dönün evet Zararın Neresinden Dönersen Kardır .

Karoglan Raşit Tunca 1994 veya 1995 senesi Avusturya Waidhofen Thaya Hatırası

bu hatirada oldugu gibi, bazilari gelen feyiz ile işde, hay huyu deyip hava atarlar, halbuki feyz öyle cezbe geldi diye hava atmak icin degildir, o bir bilgidirki, senin dünyan ve ahiretine hayirli olcak, bir bilgidir. ve biz böylce ilk füyüzatlari almaya ve anlamaya başladik, ve bugün bu vaazlari yazdigimiz ilhamlara kadar geldik.

ve gecen hafta dedikki : Allah her yarattiginin ANTi sini yaratmiş, ve onunla onu hesaba cekip, birisi aşiri giderse, onun ANTi siyle digerini terbiyet eder, ve suyu ateşle ateşi suyla terbiyet eder dedik. ve Bu vaazlar Amerikaya kadar ulaşdiki, Amerikali, barbadoslu şarkici rihanna yeni albümün adini "ANTi" koydu. ve bizler bunu anlattrikdan, günler aylar sonra bilim adamlari cernde, anti maddeyi bulmuşlar, ve bu yeni yüzyil "ANTI madde yüzyili" olmuş oldu. matematikciler 1 in tersini yani antisini SIFIR olarak tesbit etmişler, ve 1 i kehrwertini cevirince, sifira dönüştürüyor, ve bilgisayarin bütün işletim sistemi, şimdiye ekadar bu bir ve antisi sifirlardan oluşmakdaydi, ve SPS denilen fabrikalarda makinalarin robot işletim sisteminin yazilimlarida, yine 1 ve 0 lardan oluşmkda ve yani mesala "10101110011010101" gibi bir yazilim. ve bunu bulan bilen kafir deccal ve adamlari, işde dedigimiz gibi, ben dünya ve sisteme "yaz mevsimine dogru git" diye bir frekans yolladigim zamanki frekansi alip, onun ANTi si ile kehrwertini alinca, ben "kar yagsin" dediysem, o tersine cevirip "güneş acsin" veya "yagmur yagsin" haline gertiriyor, ve mevsimler ve dünya bu sebeble, benim ile deccalin kavgasindan dolayi kaosa girdi, ve Ziynet sali "mevsimsizim" şarkisi yaptiki, dillerde rabbim bunu dolaştirir oldu, halbuki ben mevsimsiz degilim, Ben mevsimi ayarlarken, yaptigim frekansin ANTISI ile mumel edip, benimle savaşiyor kafir Deccal , amma filler tepişir, olan karincalara olur derler. olan dünyanin mevsimine oluyor, ve bitkileri soguk vuruyor, yada sickdan kavruluyor, Bunlar neden ? cünkü bu kafir deccal yüzünden . Peki Allah ,bu kafir deccali neden yaratti dersek, eger o gercek mehdi bensem de başkasiysada, egr sapitip yanliş yaparsak, bizi terbiyet etmek icin, bize ANTi madde gibi, yani hilafimiza muhalefet etsinki, biz dogruyu bulalim diye yaratti, amma bu dangil, hakkima tecavüz eder oldu, ben onunkini ihlal etmiyon amma, o benimkini ihlal ediyor.
Ve Dedikki "la mevcude illallah" deyince Allahdan gayri bir mevcudat yoksa, o zaman bizler Allahin parcalari oluruz gibi bir mana olur, ve öyle olunca o zaman kiyamet ne? Allah KIYAMET ile herşeyi yok edecekse, var olan bizleriz, yok olcak olunca, Allah kendinimi yok etcek, bu böyle olmaz demişdik, ve Allah: o parcalarin da üstünde olan bir "Rab" dedik.
ve Allah icin, baştaki hadisde gecen, peygambeerimizin bize ögrettgi ögreti ile "vahdehu lâşerîke leh" yani demek olurki: "O (Allah) Tersi olmayan bir demekdir" yani ANTISI olmayan BiR veya 1, yani eger 1 in tersi matemetikdeki gibi SIFIR olsa, Haaşa Allaha muhalif Bir tanri daha olmasi lazim gelir, oysaki Allahi: "ANTiSI olmayan" diye tarif ediyor muhammed. yani kehrwerti olmayan, bir arapca vahid ve onun kelime olrak yazinca ters yazabilirsin "dihav" olur ve bu fonksiyon onda olmaz, o zaman türkce "Bir" onunda tersi var "rib" olur o da degil, yine almanca "ein" tersi "nie" oda olmaz, varlik ve yokluk demekdir bunlar , peki ingilizce "one" onunda tersi var "eno" oda olmaz.
ve mesela "tebbet" arapca yazinca tersi yine "tebbet" dir öyle "bir" ki tersi olmayan "bir" yani tersde cevirsen bir, düzde olsa bir olan bir "vahdehu lâşerîke leh"
bu dahi Allahin sifatlarindan birisidir, hani bunu bulunca, "bu Allahdir" tamam bulduk degil, Allahin 99 bilinen ismi ve sifati oldugu gibi, daha bizlerin bilmedigimiz binlerce milyonlarca,..... ismi sifati vardir.
mesala Allah in bir ismide "şehiddir" ve Zekeriya ve Yahyanin şehid edilme sebebi, bu yüzdendirki, Allah o iki peygamberinde şehid Allah olarak tecelli etmesi icindir. ve onlarin lakablari "Sallu ala Zekeriya ve Yahya şehidullah" dir.

---oOo---
Hocanin birisi bizim anlattigimiz "vahdet" meselesini inkar edip, bize münkirlik ediyor, ve "Eger bizlerde Allah teceli ediyorsa, o zaman bizler Tanri oluyorsak, binlerce milyonlaraca insan var, ve o zaman milyonlarca tanri var demek olur,ve milyonlarca tanri olunca bu dünya helak olur, o, der böyle olcak, beriki der, hayir şöyle olcak, ve kainat bozlur diyor."evet dogru ve fakat yinede yanliş, işde biz vahdeti vücut olunca, bize hilaf eden deccal işde bize hilafindan mevsimleri bozdu, nerden ögrendi bunu ? bizden ögrendi, bizim ANTIMIZ olarak, bizim yaptiklarimiza ANTi fonksiyonu uygulayinca, halifelik ikilendi, ve vahdet halbuki bir demek, iki bir olmazki, matematikde 1 in antisi sifiri olunca, benim ziddimi tersimi sifri olarak alinca, o zaman, ben yokum demek gibi mana cikar, öyle olunca, ben yokken, o var, o yokken ben varim. ve gece yokken gündüz var, gündüz gidince gece var, bunlarda bir kavga yok halbuki, ve yine temsili misal ile bir köyde 30 aile varsa, 30 tane ev var her evde kari, koca, ve cocuklar, dede, nine var ise, o zaman onlarin herbirinin (her bir evin) ayri bir aile olmasi, babalarinin farkli olmasi, bulunduklari köyde yaşanmasinda ve o köyün yönetilmesinde bir sorun yapmaz, her aile reisinin ayri başi babasi var, ve kendi durumuna göre, zengin veya fakir, bilgili, bilgisiz,..............olabilirler. ve yine köyün başi muhtar veya, belediyelikse, belde başkani oluyor, varmi sorun? yok. yine bir ilce veya şehir onlarca köyden oluşsa binlerce aileden evden oluşsada, onlarin yönetilmesi, yine secimle tayin edilmiş olan bir belde başkani ile olmakda, varmi bir sorun? yok. ve yine bir üste cikinca bu sefer şehirlerden secilen milletvekilleri o şehirlerin yönetimini, başkentteki meclisde yönetmekdeleer. varmi bir sorun? yine yok, o zaman sen, bizlerin halife olmamizi, ve herkesde Allah tecelli edince, ve Allahligi ögrenince, sen ben o vahid olan Allah olmasakda, allahin bir sifatinin tecellisi, veya bir fiilin işlemesi icin, görevde olan birileri demek, ve bunlarin binlerce olmasi, vahdet vücut olan, vahid olan Allahin vahidligini bozmaz, o şek ve şeriki olmayan, tersi olmayan, bir olan, vahid olan Allahdir,
yine ikinci misal ile : bir bedende binlerce hücre var, her hücre kendi başina bir devlet gibi, başkenti ve başkani var, yardimcilari var, amma o hücrelerin bazilari yine grup olarak, mesala bir tel saçı oluştrumuşlar, o sac yek başina bir baş olmasina ragmen, o Allahin emrindedir, ve o bedenin hizmetine aamaadedir, ve onun ayri bir baş olmasi, bedenin vahdaniyetine zarar vermez , diş böyle,dil böyle kulak böyle, göz böyle hakeza, .... yani vücüt yek olan, ve saclar, killar, ciger hücreleri, ve cigerin tamami veya, sol tarafi , ... vahdaniyeti bozmaz, beden yine "vahid" ve tekdir. ve tek kafadan yönetilir. her ne kadar onlar, ayri ihtiyac ile ve fonksiyonlari ile başlik gösterip hükmetselerde ayri ayri istek ve hukuk sürselerde, onlarin yekligi, yek olan bedenin vahdaniyetine hic zarar vermez, bilakis bedenin hayri olan bir hizmetli durumundadirlar, velhasil kelam, daha fazla söze gerek yok artik, bu kadar sözden sonra anlamayana, ahmak derim artik.

---oOo---
Kapi vardir hekes girer cikar buna umum kapisi derler
Kapi vardir şahsa özel şahsi kapi
ve kapi vardir yalniz anne baba girer, mesala yatak odasi kapisi gibi, oraya cocuklar girmeye kalkarsa izin alsinlar dedi, Allah ve Muhammed.

Allahu Teala Buyurdular

ا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِيَسْتَأْذِنكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ وَالَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنكُمْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ مِن قَبْلِ صَلَاةِ الْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُم مِّنَ الظَّهِيرَةِ وَمِن بَعْدِ صَلَاةِ الْعِشَاء ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَّكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ طَوَّافُونَ عَلَيْكُم بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ إِذَا بَلَغَ الْأَطْفَالُ مِنكُمُ الْحُلُمَ فَلْيَسْتَأْذِنُوا كَمَا اسْتَأْذَنَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

---
Yâ eyyuhâllezîne âmenû li yeste’zinkumullezîne meleket eymânukum vellezîne lem yeblugûl hulume minkum selâse merrât(merrâtin), min kabli salâtil fecri, ve hîne tedaûne siyâbekum minez zahîrat(zahîrati), ve min ba’di salâtil ışâi, selâsu avrâtin lekum, leyse aleykum ve lâ aleyhim cunâhun ba’de hunn(hunne), tavvâfûne aleykum ba’dukum alâ ba’d(ba’dın), kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyât(âyâti), vallâhu alîmun hakîm. Ve izâ belegal etfâlu minkumul hulume felyeste'zinû kemâste'zenellezîne min kablihim, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî, vallâhu alîmun hakîm
--------

“Ey iman edenler! Köle ve cariyeleriniz ve sizden olup da henüz büluğ çağına ermemiş çocuklarınız, yanınıza girmek için şu üç vakitte sizden izin istesinler: Sabah namazı öncesi, öğle vakti elbiselerinizi çıkardığınız zaman ve yatsı namazı sonrası sizin için üç mahrem vakittir. Bu vakitlerin haricinde yanınıza izinsiz girmelerinde ne size ne de onlara bir günah yoktur. Çünkü onlar sizin yanınıza sık sık girmek zorunda kalırlar, siz de birbirinizi sıkça dolaşırsınız. Ayetlerini Allah size böyle açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyle bilen, her işi hikmetle yapandır.”

“Çocuklarınız büluğ çağına erdiklerinde, kendilerinden önceki büyüklerin izin istemeleri gibi, bu üç vaktin dışında yanınıza girmek için izin istesinler. Ayetlerini Allah size böyle açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla bilen, her işi hikmetle yapandır.”

Sadakallahul Aziym Nur suresi 58 - 59


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

Ata bin Yesar anlatıyor: Resulullaha (a.s.m.) bir zat gelerek sordu:

“Ya Resulallah, annemin yanına girerken izin isteyeyim mi?”

“Evet.” cevabını verince, o zat tekrar,

“Ama ben onunla beraber evde oturuyorum.” dedi.

Resulullah ise, “Ondan izin iste.” buyurdu.

O zat, “Ben onun hizmetini görüyorum.” deyince, Resulullah,

“Annenden izin iste, onu çıplak olarak görmek hoşuna gider mi?” diye sordu.

O zat, “Hayır” dedi. Bunun üzerine Resulullah,

“Öyle ise her seferinde yanına girerken annenden izin iste buyurdu.”

Hadis-i Şerif, Muvatta, İstizan:1

Allahu Teala Buyurdular

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tedhulû buyûten gayra buyûtikum hattâ teste’nisû ve tusellimû alâ ehlihâ, zâlikum hayrun lekum leallekum tezekkerûn.

Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.

Sadakallahul Aziym Nur suresi 27

umum kapisi ümmet kapisina örnek : okul kapisi, cami kapisi ,mezar kapisi , kilise kapisi gibi umuma veya ümmete ait kapilardir, ve cennet annelerin ayaginin altinda ise Ve Muhammedin hanimlari icin Allah, onlar sizlerin annenizdir dedi:

النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ وَأُوْلُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَى أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا

En nebiyyu evlâ bil mu’minîne min enfusihim ve ezvâcuhu ummehâtuhum, ve ulûl erhâmi ba’duhum evlâ bi ba’dın fî kitâbillâhi minel mu’minîne vel muhâcirîne illâ en tef’alû ilâ evliyâikum ma’rûfâ(ma’rûfen), kâne zâlike fîl kitâbi mestûrâ.

Meali :

Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitab’ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır.

Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 6

Ve Hatice Annemiz icin gecen hafta bahsettik, ve o Halley yildizi, ve ümmeti muhammed, ondan indi dedik, ve 11 aydan hayirli olan Ramazan ve ve halley dedik, ve yani 11 hanimindan daha üstün olan " Hayrun min Elfi şehr" veyada 11 aydan uydudan üstün olan yani 11 Ay (receb şaban ,...) ve Muhammed dediki

"Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır"

Hadis-i Şerif, Kütüb-i Sitte buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

“Allah tarafından seçilen ay Receb ayıdır ve Receb Allah’ın ayıdır. Her kim Receb ayına hürmet ederse (yüceltirse) Allah’ın emrine hürmet etmiş olur, kim Allah’ın emrine hürmet ederse Allah onu Naîm cennetlerine koyar ve ona en büyük nimet olan rızasını vacip kılar. Şaban benim ayımdır. Her kim Şaban ayına hürmet gösterirse benim emrime hürmet göstermiş olur, her kim de benim emrime hürmet gösterirse ben Kıyâmet günü ona öncü (karşılayıcı) ve yoldaş olurum. Ramazan ayı ümmetimin ayıdır. Kim Ramazan ayının hürmet gösterir, onun saygınlığını yüceltir ve ona saygısızlık etmezse, gündüzlerini oruçlu gecelerini de namazla geçirirse ve tüm organlarını da (günahlardan) korursa Ramazan’dan, Allah’tan affedilmesini isteyeceği bir günahı olmadığı halde çıkar.”

Hadis-i Şerif, Beyhâkî Fedâilü’l-Evkât s.22; es-Suyûtî, ed-Dürru’l-mensûr, 3/236.

Ve böyle olunca bizler Muhammed ümmeti olarak, Ramazan kapisindan dünyaya indik, ve ordanda cennete girecek olanlariz, yani öyle olunca Haticenin rahiminden inenleriz, ve ümmetin umum kapisi, ve ümmet kapisi, Hatce kapisidir, cünkü muhammed onu dul olarak aldi, yani hatice annemiz, daha önce evlenip boşanmişdi, yani ona muhmedden öncede giren var idiyani ramzan umum kapisi ümmetin kapisi. oysaki muhammed diyorki şaban ise benim ayimdir, yani şahsa özel kapi, o nedir o da, Hz.Ayşe Kapisi, ve ondan hic cocukda olmadi diye biliyoruz, ve öyle olunca, o kapidan bir tek muhammed girdi, ve öylede kalacak, yani "şahsi kapi, muhammed kapisi" ve yine Recep ise "Allahin Ayi" dedi ve bedende oksijenin girip cikdigi kapi belli "agiz ve burun" ve akcigerler Damarlar ve kalp, ve en son kalbe varir, sonrada bütün vücuda ihrac edilir. yani Allahin girmedigi hücre yokdur, oksijen almayinca zaten o hücre ölür.
ve Gecenki vaaz la bu konuyu birleştirir isek
Hz meryem icin Allah diyorki

قَالَتْ أَنَّى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ وَلَمْ أَكُ بَغِيًّا

Kâlet ennâ yekûnu lî gulâmun ve lem yemsesnî beşerun ve lem eku bagıyyâ

Meali: Meryem, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.

Sadakallahul Aziym MERYEM Suresi 20. ayet

Ve ona isayi (isa nin tohumunu) koyanda SIRAT Köprüsünü "Zekeri Fiziken Takmadan" kurmadan isayi koyduki, isa efendimizin kehrwertini alipda, ordan geri dönüş olmasin diye ki köprüsüz geciş, mehdiye ait giriş kapisi, mehdi icin kuran, "isa icin mehdi der" mehdi kelimesi isa ile birlikte gelir kuranda. ve meryeme insanlardan ve cinlerden kimse dokunmadi ona, yani şahsa özel kapi, mehdiye özel kapi , orasi Tekke kapisi degil, umuma acik kapi degil, yani şahsa özel, mehdiye özel kapi, o kapiddan yalnizca o girebilir, ve yine mehdi cocuklari ile anneleri arasinda SIRAT yok, yol kopuk yani geri dönüş yok, einbahn strasse (Tek yön yol) yani tersi olmayan kapi ANTi si olmayan kapi, ve yaklaşik 2000 senedir isayi geri döndürcez diye ugraşirlar, amm onu döndüremezler, ve herkes O döncek diye bekler, ve onu geri döndürcek olan kapiyi acacak SIRATI kurcak olanda yine mehdidir.

---oOo---

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ

İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn.

Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

FATİHA Suresi 5. ayet

Hocanin birisi diyorki kimseden yardim istememek lazim, yardim ancak Allahdandir, diyor yani meded ve şefaati inkar ediyor.
Cevap:

Ey Adam Sen sabah kalktin, işe gidecen, ve ve bakdinki kahvalti hazir degil, ve dedin "kahvalti hazirmi işe gidecen" dedin ve hanim dedi "su kayniyor, daha hazir degil" dedi, ve hani sen Allahdan gayri kimseden yardim istmeyecekdin ahmak hoca , işde karidan cay kahvalti istedinmi, oda ocakdan yardim istemiş, ocak su kaynatiyor, madem sen allahdan gayri kimseden yardim istmeyecen, o zaman hanim kahvalti hazrilayacak diye bekleme ve deki "Ey Allah bana kahalvarti hazirla " de bakalim önüne kahvalti gelcekmi? cay kaynayacakmi? Tabi Tabiiiii Allah senin hizmetcin öylemi? haşa huzur. işde Allah senin eşinde tecelli edip, senin istegin, duan muradin olan kahvaltiyi, san hazirlar, amma sen buna işde itiraz ediyon, evet Allahdan yardim isteyecegiz amma hangi Allahdan isteyecegiz? senin yaptigin gibi hanimin olan Allahdan istemedinmi sen o kahvaltiyi, o zman sana yardim eden hanimin ise, o zaman o iyyake deki "ke" olan Allah, senin karin da teceli etdi, ve sana yardimci oldu, banada, benim istegim ile, benim "iyyake nestaiyn" dedigim kimse olarak yardim eder.
Ve Allah seninle, bana yardim eder, benimlede sana, ona, buna yardim edebilir.
"iyakkenestaiyn" meselesi bu kadar basittir anlayabilene.
ve o hoca diyorki şifa vercek diye aspirin alinca, bana asprin şifa verdi olmaz diyor, şifa veren Allahdir diyor!
bunuda şui misal ile anlatacagiz Cevapliyacagiz:
Ey televizyona cikan, ordan dini sohbet eden hoca, TV kanalina geldin, oturdun masaya, ve kameraman hadi cek dediniz, ve yönetmen başldik dedi, başladiniz sohbete, madam öyle şifa veren aspirin degil, senin yayini cekcek kameramanda cekmesin, Allahin kameraman melekleri cekiyor, onlar yayini yapsin degilmi, yahut o yayini uyduya yollayan cihaz olmadan, o yayini, sen deki : "Ey Allah, bu cekimi uyuduya yolla" de de yollasin, yine o uydu olmadan, o yayin dünyaya yayimlansin de Allaha, ve Allah yayinlasin. Bre ahmak hoca, o evinde seyredenlerin, televizyonu, uydu cihazi olmadan seyretsinler o zaman. Varmi vesilesz sebebsiz bir olay, ve bunlarin hepsi birer yardimci ve şefatcidir. ve Allah o yayini kameraman olurda ceker, yine uydu cihazina yollayan anten olurda, uyduya gönderir, yine uydu olur dünyaya yayinlar, yine televizyon olur, benim senin evde gösterir, yahut internet olur, video olur gösterir, sen daha niye Allahin vesilelerini hice sayiyon, ahmak hoca.

Allah sünnetulah koymuş bu kainata, ve onlar yercekimi, enerji, işik ve yansima, gölge veya reaksiyon, hiz, gibi ceşitli yasalar var. Ancak dedik işde birisi ile Allaha karşi gelinirse, veya O nun müminlerine karşi düşmanlik edecek bir kafir cikinca, onlari iptal edecek olan, onun (o yasa kanun ve sünnetullahin) ANTi sinide yaratan Allah, onun antisi ile, onu terbiyet eder, senin ilede antiyi terbiyet eder. ve insan ila antisi cin, insan ile Antisi şeytan gibi, iyi kötü, gece gündüz, hastalik ve mikroplar, vesaglik şifa verenler ve temizler olarak tezahür gösterir. ve eger böyle degilse o zaman
inek süt vermesin ve "İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn." desin yeter, süt oluverir degilmi!, zamani gelince cöpcüler cöpleri toplamasin ve sadece "İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn." desin yeter, cöpler toplaniverir degilmi?
Varmi böyle bir dünya dangil ahmak. Herşeyi veya cok şeyi Allah bu dünyada, sebeblere baglamiş, senm nasil olurda sebebleri inkar ediyon, agacin dallarini budaklarini inkar eden, agaci inkar etmiş olur, oysaki Allah sebeblerde, kendini saklamişki, O nu sebeblerden arayip bulmak bizlere kalmiş.

"Regaip kandili geldi, üç aylara giriyoruz "Regaip Kandiliniz Mübarek Olsun"

Rabbim, Mehdi ve Ceamaatini, AKLI KIT larin ahmakligindan, muhafaza buyursun.

--oOo---


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]


Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]

https://dosya.1trk.net/uploads/146002955125341.mp3


[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 6 Nisan 2016 Çarşamba

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

https://radyo.karoglan.com

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



[Resim: gul.gif]





Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi