Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hasat Sap ile Samanı Ayırt Etmek (Kar©glanin 12 Ağustos 2016 Vaazi)
#1
20-2014icon 
[Resim: 147095929572731.jpg]

Hasat Sap ile Samanı Ayırt Etmek

[Resim: sari-isik-large.gif]

(Kar©glanin 12 Ağustos 2016 Vaazi)

[Resim: sari-isik.gif]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

حَافِظُواْ عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُواْ لِلّهِ قَانِتِينَ

Hâfizû alâs salavâti ves salâtil vustâ ve kûmû lillâhi kânitîn.

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 238. ayet

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Namazlarinizi muhafaza ediniz ve özellikle orta namazi koruyun ve namaz Allah icin ayaklanma ve kalkişma demekdir. ve ayaklanmak ve kalkişmanin özüde cekirdegide orta namazda saklidir.(Kainatin özü muhammed oldugu gibi muhammed benim vaktim vakitlerden ikindi vaktidir dedi, öyleyse ikindi vakti kainatin cekirdek verdigi yer demek, yani özü demek ise, muhammed demek ise, ve namaz allah icin ayaga kalkmak demeks ise, o halde Allah icin kalkmanin de bir özü var, o da 5 vaktin ortasi olan ikindi vaktinde kalkmak, yani asr vakti, yani zamanimiz demek, o da yani, ne dün, ne evvelki gün, ne de yarin, ve de bügün, gün bu gün, zaman bu zaman demedkir. o da zamanini er gibi yaşayanlarin zamani, zamanil asr, ve ashab vakti oldgu gibi, bugünde zamanil asr, yani bugün demek mehdi zmani, ve mehdi ashabi demekde zamanini bugün er gibi yaşayanlarin zamani demek olur.)

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 238. ayet Tefsiren Meali

وَالْعَصْرِ إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

Sadakallahul Aziym Asr Suresi

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَالَّذِينَ هَادُواْ وَالنَّصَارَى وَالصَّابِئِينَ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ven nasârâ ves sâbiîne men âmene billâhi vel yevmil âhiri ve amile sâlihan fe lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn

Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 62. ayet

Meali:
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Dünya ahiretin tarlasıdır.

(Hadis-i Şerif , Deylemi)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

Yarın ölecekmiş gibi ahirete ve hiç ölmeyecekmiş gibi dünya işlerine çalışınız!

( Hadis-i Şerif , İbni Asakir)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

Dünyanızı düzeltmeye çalışın! Yarın ölecekmiş gibi de ahiret için amel edin.

( Hadis-i Şerif , Deylemi)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Gecenki vaazimizda dedikki herşeyin başlangici olan Muhammedin nurunun yaratilmasi ile başladi demek olan, güneşimizin yaratilmasi, ve iki cihanin habibinin parcalari helyum ve birde hidrojen iki H ve birde oksijen yani hatice ve muhammed ve, birde onlarin meyva vermesi ile bu kainat acila acila bu kadar ilerledi demek mansinda olan, ilk atom hidrojne ve ve ondan sonraki atomlar, hidrojenin duruşu ile alakali olarak diger elementleri oluşturdu, ve demir bile şeytanin maddesi olan, demirdede işde hidrojen atomlari cok SIK vaziyetteler, ve birde onun elektronlari cekirdegin etrafinda cok hizli dönmeleri sebebiyle demiri oluşturup, demirin o sert ve egilmez bükülmez halini meydana getiriyor.

Biz tarikiati nakşibendiyeye intisap ettigimizde, biraz zaman gectikden sonra, bizim bulundugumuz yerde kücük bir tekke var, bizden yaklaşik 130 km uzkada dergah var, yani biraz daha büyük, ve ondan daha uzak almanyada daha büyük dergah vardi, ve bizler haftada bir, tekkeden dergaha gidip ordaki tarikatin vekili olan "osman okur" abimizin sohbet meclisine katilip, bu yolun adabini ögrenip, seyri süluk etrmeye başladik. amma işde bizlerde kendi icimdize gidemedigmiz zaman, ya ben, yada mehmet abey diye hocamaiz var, onunla burda bu yolu acemilere tanitmaya calişip ve aramizda muhabbetle devam etmye calişiyoruz. ve biz birbirimize yetmeyince viyanadaki dergaha gidiyoz, ordkilerde 3 yada dört vekil abimiz var, ve onlarda kendileri yeterli gelmeyince, onlarde bizi toplayip almanyada büyük dergah var, orda eski vekillerden Rahmetli yarbay "Mehmet ILDIRAR" var idi onun meclisine ve sohbetine katiliyoruz. yani saglik ocagi hastaneye havale ediyor, hastane ise üniversite hastanesine, ve o da insanlari türkiyedeki şeyhe gidip gelmeye gönlnüü meyllettiriyor, ve böyle grup grup ve zaman iki üc kişilik kafileler halinde, menzil şeyhine gidip geliniyor. o ise. hac etmeye .ve kabeye muhammede gitmeyi insanlara aşilayip, insanlari muhammede vasil etme derdinde. ve böyle oluca baş "başa bagli, baş ise Allaha bagli" kural ve düsturu ile hereket edilmekde idi. ve bir gün biz almanyaya gittik, ve cumartesi toplu sohbetinden sonra Rahmetli vekil Memeht ILDIRAR hoca, kürsüden indi ve imamin namaz mahalline gecdi, yönünü bize tuttu ve gelenlerin soru ve sorunlarina cevap veriyor ve özel hal sohbeti yapiyor. bizde istiafede edelim diye, o Ay veya güneş oldu, bizde yününü ona tutan yildizlar gezegenler gibi, onun etrafinda halka yaptik, ve sorular cevaplar derken, cemaat biraz daha kalabaliklaşdi, ve arkadadakilerde sesi duyabilsin diye, yani mikrofonsuz komuşuyor mehmet hoca rahmetli ve saflar siklalaştirildi. ve arka cemmat biraz öne gelmiş oldu, ve az sonra biraz daha kalabalik, biraz daha yarbay mehmet hocaya yakinlaştik, saflari SIKLAştirdik, ve sonra sonra deeken kalkamiyonda meclisden ve diz dize kadar saflar SIKLAşti, ve ayaklar agrimaya başladi, ve ve öyle olunca başladi nefsim ZILGIT cekmeye "kalk artik, kalk artik demeye." amma meclisden kalkamiyonda, iyice SIKIştik, ve bir ara firsat buldum ve meclisden kalkip ayaklandim, ve yani yoksa SIKIşmakdan helak olcaz, diz bacak falan kalmadi, otur otur birde diz dize yani. işde peygamberimiz zamaninda da Ashab aynen böyle meclisde toplanirlarmiş, ve o zaman mikrofonu nerden buluyon, arka meclisde sohbeti duysun diye, işde ashab saflari SIKLAştirirmiş, ve öyle olunca, sonra namaza kalktiklarinda bazen o kadar olurmuş ki, ashabin SIKLIK derecesi, arkadaki öndekinin sirtina secde ederlermiş, ve böyle olunca, bu dedigimiz, demir atomlarinin hidrojen atomlarinin SIK durmalarindan başka birşey demek degil dedigimizi ispat ediyor. ashabin o meclideki sohbette oturuş halleri, o günün elementi demirse demir, aluminyumsa, aluminyumu oluşturmuş oluyor, ve birde imanlari derecesinde, elektronlarinin hizi ilede, işde sert element, veya seyrek duruşlari ile de gaz formundaki elementleri oluştrumuş oluyorlar, bizde işde kabeyi tavaf ederken, yine en icden dlönen ile, dişdan dönen farklidir. ve biz 97 de hac ettigimizde hacerül esvede yakin olmak icin, taaa ic kulvara birinci ikinci kulvara kadar yakin gittik, ama ordao nu öpmek icin, digerini ezen insalari görünce geri cekildim ve öpmedim onu, sonra ise birkac seferde de taa dişdaki o osmanlinin yaptigi cok katli, haremin diş binasinin herkatinda bir vakit namazi kilip ve en üstündeki balkonunda da tavaf ettim. yani hem en SIK haldeki demir gibi sert halini denedim, ve hemde en seyrek hali hatta bir seferde de iki seferde de kabenin dişinda namaza durdum, ve cünkü cemaat, cuma vakti, ve bazi gündüz vakitlerde taaaa dişa taşmakda idi.
işde kainat in özü muhammed ise, o ikindi vaktini benim vaktim diyorsa, ve kuranda da rabbim de ikindiyi vusta namazi diye tarif edip, kainiatin özünün, vusta da, yani asrda oldugunu söyleyince, bizde zamanimiza sahip cikip, zamanimizi iyi yaşmaliyiz, ve bizlerde, grup grup, zamanimizin aylarini güneşlerini ve elementlerini oluştrumakdayiz ey ahir zaman askerlerim sizinde bana olan yakinlik mesafeniz, bizim zamanimiz maddelerinin hangi halde yaratildigni aciklamiş olmakda. ve biz dedikki, bizden bir kurşun atimlik uzak mesafede durunuz, ve bize cok yakin gelmeyin lütfen, ve bizi demir eylemeyin demek istedik, gaz ve ucucu kanatli formumuzu bozmayin dedik, ve amma işde, eger nasip olursa, son hutbe zamani işde, hacda mehdinin askerleri öyleki, taa mikat mahallinin, tamamini doldurcaklar, ve o kadar büyük bir cemaatki, ve sert bir maddeki, yani kati element oluşturcagiz ki inşallah, şeytan dahi o maddeyi delip gecemeyecek, ve öyle olunca,

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“İnsanlar ezan okumanın ve ilk safta yer almanın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi.”

(Hadis-i Şerif , Müslim, Salât, 129; Buhârî, Ezan, 9, 32)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

Namazda, omuz omuza sık durun! Açıklıkları kapatın ki, araya şeytan girmesin!

(Hadis-i Şerif , Hâkim)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

Allahü teâlâ, safı sıklaştırana rahmet, safta boşluk bırakana gazap eder.

(Hadis-i Şerif , Nesâî)

ve Peygamber dedi dünya ahiretin tarlasidir, yani burda eken ahirette bicer demek, yani öyleki, sap kim, saman kim acaba, yani herşey muhammedin parcasi ise, demir bile muhammedin parcasi olup, onun ashabinin saflari SIK tutupda kararli bir iman ile duruşlari ise, o zaman kardeşiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiim, kafir kim? münafik kim? günah ne? sevap neeeeeeee? bana söylermisin, herşey bir cekirdegin filiz vermsiyse, ondan cogaldik ise, biz kimiz? nereye bu yolculuk, dünyadan ahirete, sapdan samanami? samandan sapami, yoksa tohumdan, sapa ve samanami? yani bugday ilk dikildiginde bir habbe idi, o sonra dikildi ve yagmurla suyla buluşunca, filiz vedi ve, iki yaprak acti, ve aynen sag kol, sol kol, sag ayak sol ayak, sag göz sol göz gibi, catal verdi demekdir. ve bir hücre ben sag tarafin, sag elin demiş, sagciyin demiş, bir başkasi gelmiş ona itiraz etmiş, hayir kardeşim ben senin görüşüne katilmiyon, bende sol kolun, ve solcuyum demiş, ve sol kanati, sol eli, sol kolu, sol ayagi, ve sol göz kulak oluşturmuş, yine sap ile saman, o tohum iken bir yerdeydi, ne smandi, ne sapdi, o bir habbeydi, sonra filizlenince, biri dedi, ben sap olcan, saman olcan, digeri dedi, bende dene ve tohum ve bugday olcan, ve bölylece ayri ayri fikirleri yüzünden işde, sap ve samana döndüler, ve mevsim hasat mevsimi, ve yaz hasati yani öyle oluca, tirpan bicme zamani, mevsim hasat, ey insanlik ne ekdinde ne biciyorsun, ey feto hoca, ne ekdin de ne biciyorsun şimdi, birlik yerine ayrik otumu ekdin, kürt bitkisi ayrik otumu ekdin, bufgday yerine, ayni bugday sanirsin amma, bugday degildir o, ayrik otudur, ve sen ayrik otu ektiysen, işde hasadinda böyle ayrilik, kopma dagilma olcakdir. ey Feto hoca insanlik ekdseydin, insanlik bicerdin herhalde, sebeb ve hikmeti ne olaki bu hazin sonun. ben inanmiyon buna, bu bir seneryomu, Allah diyen, alni secdeden kalkmiyan bu adamlairin sonunun, böyle bir hazin olmasi, ve müminin diyenin böyle kepaze bir hale düşmesi cok garip, bunlar Allah adamlariydi, nerden siyasete girdiniz, siz Allah adamlariydiniz, niye siyaset yaptiniz, vara yapanlar yapsaydi, ve işde o canavar sizide yuttu, cogu insanin, bunlarin böyle hallerinden haberleri bile yok, derdi hak davasi, uslu nazli, namazli abdestli adamlardi, eger bu bir peygmber belasi gibi, sabir imtihani ise, rabbim mübarek etsin, zaferle cikmak nasip etsin, yoksa bir musibet ve bela ise, rabbim askerimi ondan muaf eylesin, bizi de askerlerimide bu belaya bulaştirmasin. yani Allah, Muhammedi yaratmişda, birde halid bin velid diye birini yaratmiş, ve onada müsade vermis, git muhammedin agzini burnunu veya dişini KIR gel demiş. lan ey cigirtkan müslüman, hani muhammed iki cihanin habibiydiye, insan habibinin, sevgilisnin agzini brununu kirarmi yada kirdirirmi ,ey feto sen isminin başina bir "M." koyuyordun neydi o Muhammed Fetomu Mehmet fetomu mehdi fetomu, muhammed veya mehdi isimli feto isen, yok öyle bedava mehmetlik muhammedlik , halid gelsin agzini burnunu kirsinda, nasil muhammedmişsin naasi lmehdiymişsin bir bakalim, yani cilenin belanin büyügü muhammed gibilere gelir, senin isminde muhammedse mehmetse, ve davan hak davasi ise sabret vallahi eken bicecekdir, sen hak ek ki hak bicesin, yüzsüzler arsizlar şeytan uşaklari güle koysun, bir gün zafer müminlerin, ve mehdinin olacakdir, merak etme, sen mehdi degilsende, mehdi bir başkasiyse, o zaman bari mehdinin yardimcisi olda o davaya hizmet et, ve bu davanin adami olmaya devam et, yoks benlik girerse, işde Allah, ben diyen firavunlari nemrutlari, en aciz sanilan silahiyla şap diye vurunca, bir svrisinegine yikdirir, sen firavun degilsen, ibrahimsen veyam ibrhimden tarafsan,muhammed veya muhamediysen, bu kafirler seni yikamaz,yok eger sen firavun ve ayrik otundan tarafaysan, işde bir sinek gelir, senin bütün saltanatini yikar gecer, bir mundar sinek, yikar gecer, bokla yapilan sidikle yikilir demiş atalar, ben deme ki biz de ki, mehdilik davasi, biz ve ümmet davasidir, yokse ben baş olan davasi degildir, biz davasidir, benlikden gec, ve insan ol, insan ek, insan bic. o ardindan gelen, bu davadan haberi olmayan, bu kavgalardan haberi olmayan, günahsiz insanlarida cehennemine doldurma bari, onlar senin ateşinle yanar oldular, sen onlarin cehennemi oldun, ne kötüdür o cehennem degilmi! ey taayyip sende sakin karşima gecipde katila katila gülme, gülen veya feto güeln gibi birgün aglayacagi günüde beklesin, Allah kimsenin üstüne öyle 100 sene surur rüzgari estirmez ayni zkat gibi o da 1/40 dir, bu surur rüzgari kirk yilda bir eser, o sürur rüzgari sandigin senin yelinde havanda bitince sende tedahülden kalkacan elbet, bu toprak ve dünya, nice firavunlar, nice karunlar, nice nemrut ve iskenderler barindirir altinda ve yine kesdigi kestik bicdigi bictik kanuniler, süleymanlar barindirir altinda HEPSi TOPRAK OLDU, VAR SEN DÜŞÜN SONUN NE OLUR, NE EKDiNDE NE BULCAN NE BiCECEN şimdi o senin yalanci cennetinde eylenenleride nereye götrüceginini bir düşün, ne ekdinki, ne bicecen de vallahi muhammed dediki "dünya ahiretin tarlasidir" eken bicer bir gün, gözünün cayirinin acildgi günü bekle sende .

----oOo----


"Zikri Raşidi" evradimizin bir bölümünü salavat ve fatiha ismarlamalari oluştururki, yani işde fatiha ve kulhuler, işde önce silsileyi kasra, yani kücük silsileye hediye emtek ile başlar, ve sonra ise silsileyi kebire, ve sonra silsileyi üla vardir, ve silsileyi ülayi tespit icin dedikki

“Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek icin

“Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek icin Ailecek bir yerde Toplanilir.
1Kalem ve kağıt alıp yazmaya başlanir.
Evimizin Sag Tarafina dogru gidince en yakindaki “ Hasan veya Hüseyin” den kim varsa o Hasansa bizim üst kolumuz peygamberimizin “şerifler” kolundaniz ve birinci isim o yazilir, Hüseyinse seyidlerdeniz, sonra saga veya sol tarafda Hüseyin aranir en yakin hüseyin sagdami soldami ve bunlarin akrabalik dereceleri, Annemiz tarafindansa Anne tarafindan o kola bagliyiz, Baba tarafindan akrabimiz iseler Baba tarafindan o kola bagliyiz demekdir. Ve böylce ilk yön tespit edilmiş olur. Sonra evimizin arka tarafina dogru ilk peygamber isimli kimse kimdir, hangi peygamberin kolundaniz o tespit edilir ve o isim yazilir,
Liste böylece şöyle olmalidir ilk önce evimizin sol tarafina dogru annemiz tarafindan akrabimiz olan en yakin eve, uzaga dogru devam edilir hatta bu başka şehire kadar olabilir “Hasan, Hüseyin, Fatma, Ali, Osman, Ömer, Bekir, Ayşe, Hatice, Zeynep” aranir, ve ashabin isimlerinden olan kimseler olabilir, amma bu kimseler sadece anne tarafindan dedemizin babasina
kadar akraba olanlar olcak. Sonra sag tarafa dogru ayni işlem saga dogru bu sefer baba tarafindan akrabalar yazilir. Sonra evimizin arkasindaki komşularimizdan başlayip arkadan sagdan sola dogru gidip sonra tekrar bize dönüp glecek bir daire halinde bütün akraba olan olmayan tanidigimiz peygamber isimli tanidiklarimizin isimleri not edilir. İlk önce direk arkaya dogru düz cizgi gidilir iki tane ayni isim olanlar ilk yakindaki ele alinir, ikinci ayni isme varinca ordan artik sola dogru dönme noktasina geldigimizi bildirir, bu sadace yaşadigimiz köy veya şehir icinde tespit edilir dişari cikilmaz yani peygamber isimlilerde.
Bu not etiklerimiz de cift isimliler en yakin komşumuz olanlar ele alinarak düzletilir, ve bu bizim “silsileyi ÜLA” mizdir.
Vaktin müsait oldugu bir zamanda, senede bir defa bu silsileye 3 ihlas 1 fatiha veya 3 fatiha 7 ihlas hediye edilir.

ve bizim silsileyi ülamiz, bütün bu ardimizdan gelenlerine ana silsilsi olmakda, ve bizim gectigimiz yerden, gecerek bizim vardigimiz yere varabilirsiniz, bunun icin bizim silsiilemizdeki dogdugum evde, sag komşumuz Dedem ali ve ninem ayşe ve hasan amcam, sol komşumuz ise hüseyin amcam, yine arada meşhur köyün kara kuyu su, sert ve soguk bir su, ve sonra karşimizda mehmet hacer ve ali ve Amine var,yine hafi solda cakla ahmet yani muhamedikn versionlari yine somnra
muhittin sonra kadirler var, yani abdülkadiri geylani velilerden en yakin olan, sonra peygmberlerden, merkezde Mustafa ve işde mehmet ve ahmet var sol köşemizde sonra ardimizda ise süleyman ve zekeriya, en yakinda hemen sonra sol arka köşede davud var, ve asiye var, sonra sultan var, yani belkis ve yine ikinci sultan, Türk sultan (BALKIZ) annemiz var öyle olunca muhammed dediki
O (Mehdi) Davud Evlatlarindan olacak.
Tarzi ve tipide bir nevi israili olcak yani yakubi olcak demekdir.
yani öyle olunca, davud evladi olmak demekde, yine süleyman evladi da olmak demek olur. ve o yüzden bize yakin gelen en arka iki komşumuz, hatta birde onlarin oglu olan 3 komşu, süleyman dir ve böylece davud evladi inin evladlariyiz demekdir ve hemen bir üst zekeriya, bir üst sol kanat davud, ve yani Hz. süleymanin babasi, sonra ayni yerde Assiye ve sultan yani belkis (BALKIZ) annne ve birde firavunla savaşan kutsal anne Assiye anneden olma demek olur. yani bizim silsileyi ülamizi oluşturanlardan bazilari, sizde dogdugunez eve bakin, sisizin silsileyi ülaniz nasil diye, ve gücü yeten herkes bizim silsileyi kasrmiza ve veya silsilei kebirmize fatiha ismalarlanir günde bir veya iki defa

ve bizim bitişik komşularimiz bunlar olunca, bizim en icden dönen merkür oldugumuzu gösteriyor, ve öyle olunca, bizim safimiz cok SIK duran bir safdir, arasina şeytanin girmesine müsade vermez inşallah, velhasil kelam.
ve bizim ilk silsile dairemiz cok dar ve yakindir yani merkür gibi

Peygamber Efendimiz (asm), cemaatle namaz kılmayı teşvik ederek, cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletli olduğunu bildirmiştir. (Buharî, Ezan, 30; Müslim, Mesacid, 42 )

"İnsanlar ilk safın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi, bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi."(Buharî, ezan, 9,32; Müslim, salat, 129 )

"Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa, gece yarısına kadar namaz kılmış gibi sevab alır. Sabah namazını da cemaatle kılarsa, bütün geceyi namaz kılarak geçirmiş gibi sevap alır."(Buharî, ezan, 34; Müslim, Mesacid, 260 )

“Kişinin cemaat ile kıldığı namaz, evinde veya çarşıda kıldığı namazdan yirmi beş derece daha faziletlidir. Bu fazilet şu şekilde gerçekleşir: Biriniz güzelce abdest alır sırf namaz kılmak için camiye gelirse, camiye varıncaya kadar attığı her adım için bir sevap verilir ve bir günahı silinir. Camiye girdiği zaman namaz için beklediği sürece namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Melekler bu kimseye dua ederler. Kimseye eziyet etmediği ve abdesti bozulmadığı sürece; ‘Allah’ım! Bu kulunu bağışla, ona merhamet et ve tövbesini kabul et’ diye dua ederler.” (Ebu Dâvûd, Salât, 49, I, 378 )

“Kişinin bir başka kişi ile birlikte kıldığı namaz, tek başına kıldığı namazdan, iki kişi ile birlikte kıldığı namaz bir kişi ile birlikte kıldığı namazdan daha sevaptır. Cemaat ne kadar çok olursa bu namaz Allah’a o nispette sevimlidir.” (Ebu Dâvûd, Salât, 47 )

Allah Resûlü şöyle buyurmaktadır:

"Üç kişi bir köyde veya sahrada bulunur ve cemaatle namaz kılınmazsa, şeytan onlara hakim olur. Öyleyse cemaatten ayrılma. Çünkü sürüden ayrılanı kurt yer." (Ebu Davud, salat, 46 )

Bir diğer hadis-i şerifte ise,

"Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ateş yakılması için odun toplanmasını emretmeyi, sonra da namaz için ezan okunmasını, daha sonra da bir kimseye emredip imam olmasını, sonra da cemaatle namaza gelmeyenlere gidip evlerini yakmayı düşündüm."(Buharî, Ezan, 29; Müslim, Mesacid, 251 )

Silsilesinde Hasan ve Hüseyin olmayanlar üzülmeyin ve şöyle tefekkür ediniz; yani silsilede hasan hüseyin olmayinca veya zeynep olmayinca, biz muhammed soyu degiliz demeyin cünkü hasan ve hüseyin zeynep merkez ise onlarinda bagli oldugu bir başka silsile var, ve eger siz onlara degilde, onlarin bagli oldgu silsileye bagli iseniz, siz bir üst bogumdan onlara baglisinizdir yani, onlarin bagli oldugu budakdan baglisiniz, veya oda yok ise, o zaman daha üst budak peygmbeler budagindan yine onlara baglisiniz demekdir yani "müminin zarari olmaz, her hali hayirdir" bu demekdir.

---oOo---

Minaral Water veya Gazli icecekler ve Enerji icecekleri
Dikkat edin ey mümin, bizde bir zamanlar bu enerji iceceklerine müptela olmuşduk ve anlatmişdik, herkesin imami mübin SIRI ile ne amel işledgini dilinden söyler diye, ve enerji iceceginin ana meddesinin isimini Tauruin koymuşlar, taurin ve ta - urin yani harn demek ve urin ve ürik asit demek sidik demekdir. ve sidik ise oksijen ve suyun böbreklerde cok fazla SIKIştrilimasi sonucu öldürülmesi veya şeytana dönmesidir, sidige dönmesi sari renk almasidir, yani sidik suyun öldrürlmüş hali, yani cendereye sokulmuş su , bunun videolari var, oksijen kracher yazin, ve bunu nasil yaptiklarinin videolarina bakiniz ve oksijen kracher dedikleri şey işde o peny markette şişede sattiklari sari sidik, yani suyun preslenmiş hali, aynen böbregin yaptgi gibi oksijenler ölünce veya öldürülünce, işde sari sidige dönüyor ve o sidik amma böbrekde ve insan bedeninde yapilsin, amma dişarda insanlarca preslenerek yapilsin, o sidikdir. ve diyorki işde decal inslara bir elinde ateş bir elinde su suncak ve muhammed dedi suyu degil ateşi tercih ediniz cünkü tam tersi olcak dedi.

Ebû Mes’ûd el-Ensârî ile birlikte Huzeyfe İbni Yemân’ın yanına gittim. Ebû Mes’ûd ona:
- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den deccâl hakkında duyduklarını söyle, dedi. Huzeyfe de şunları söyledi:
- “Deccâl, yanında bir su ve bir de ateş olduğu halde ortaya çıkacak. Bazılarının onun yanında gördüğü su gerçekte su olmayıp yakıcı ateştir. Bazılarının onun yanında gördüğü ateş de gerçekte ateş olmayıp soğuk, tatlı bir sudur. Sizden deccâle kim yetişirse, ateş olarak gördüğü tarafta bulunsun. Zira o, tatlı, içimi güzel bir sudur.”
Ebû Mes’ûd el-Ensârî, Huzeyfe’nin böyle söylediğini ben de duydum, dedi.

Buhârî, Enbiyâ 50, Fiten 26; Müslim, Fiten 105, 10


yani sidik, enerji icecegi diye sidik satip iciriyor, vazgecin bundan, cok zararli,ve sebebine gelince onun enerji ile alakasi yok, ve vücuda giren ölü oksijen olan sidik işde, icerde kalbe gidince, ve oksijen saninca onu vücut, halbuki oksijenin öldürülmüş hali, veyahutta şeytan cocuklari demek olur, ve öyle olunca işde kalp nefes alamayinca hizli hizli carpmaya başliyor, ve kuduruyor nefessizilikden, ve sen saniyon enerji geldi, halbuki vücut oksijensiz kaldigindan ölcek gibi olunca, hizli hizli kan pompaladi ondan, o enerji sandigin durum o hal gecince vücut ve kalp tamamen yorgun düşüp, vücut ardina cöküyor. lütfen icmeyin bu gavur icadini, ve deccal icecegini bende bir ara uykumu acmak, ve gece vaaz sohbet ibadetle meşgul olmak ve uyumamak icin iciyordum, ve gördümkü böyle bir durum var. ve vazgecdim artik icmekden, ey mehdi askeri sakin icmeyin, birakin bunu, bu deccal icecegi, bunu bil. Yine minaral watere alişkanlik yaptik ondan vazgecemiyoz bu seferde, ve asitli icecek ise, yine kafir icine seninle savaşsin diye her bir oksijhe karşilik, ölü ve kirli oksijen olan, karbon dioksit katip, gazli icecek icad etmiş. neden seninle savaşsin, ve sen ibadet etme namaz kilma ,... diye cünkü oksijen hayat demek o icine senin gazli icecek ve asitli minarel diye karbon dioksit katip iciriyor. halbuki nefes ile kirlnemiş oksijen atilmişdi dişari, ve sen onu su diye geri icip iceri aldin ve şimdi senelerdir alişdik, ve karbonlu icecekler olan mineral suyu diye yutrduklarina cola fanta diye, ve böylece şimdi saf su sandigimiz ceşme suyu icince vücut bu ne yabanci bana zararli diye algiliyor. ve allah biliyorya nerdeyse saf normal su vücuda agri ve hastalik yapacak hale geldi. yani birinden duymuşdum o da mineral wasser va gazlilara alişmiş, ve ben saf ceşme suyu icemeyon, icince belimi agritiyor diyordu. yemin olsun bu kafir, bütün müminleri kandirmakda usta oldu. ve heryerdede onun o cehennem sulari satilir oldu. ve güzel ambalajlara sarili ve cehhennem satiyor, bizde cehhennem sularini birde para verip alip iciyoz. ne yapan bu minaralde takili kaldik artik. aynen yine sebzeleri meyvalari bozdular ve icine geschmack verstarker diye bir madde eklediler ve onun yüzünden, en lezzetsiz bir yiyecek icecek senin damak tadina hoş geliyor. lan cola nedir: kara aci su, icine şeker katip yutturuyor bize kara suyu eskiden olsa icmezdi insanlar, amma bugün zevkle iciyor, neden? cünkü icinde geschmack starke diye birşey var, damak tadina hoş geliyor icince. yani hep deccal suyu, hep decal suyu bunlar, ve artik saf suyu vücutlar yanliş algiliyor. yine insanlr sahte tadlara aliştigindan normal bio bir armut elma yiyince, bu ne, tadi yok diyor insan, halbuki tadi yok degil, sen sahta geschmack verstarkeye alişdin ve o olmayinca, eroin gibi artik onu ariyon, ve o yoksa diyon, ve bu yedigim amrut tadsiz, hiyar tadsiz, dometes tadsiz, tavugun lezzeti yok saniyon. halbuki onlar orjinal amma sen yalanci tad mübtelasi oldun, ondan farkedemiyon, ve vücut eski tadlari tanimaz oldu artik, bu da ikinci uyarimiz.
yani matrixde bir ara neo insan tarlasindan cikinca sümük gibi bişey yiyorlar amma, onu yerken ne yiyon diye düşünürsen o tadi aliyormuşsun, ve sonra yine evliyalarin bir tasdan su icince, o ne niyetle icdiyse tadi o olur diyor, ve ardina o tasdan bir başkasi kalan suy icince, ben balli süt tadi aldim diyenler olmuş. yani ayni matrixdeki o sümük yiyecek meddesi yani, astronot yiyecegi yediriyorlar, yani sadece protein veya mineralleri toplayip, ve viteminleri toplayip, hepsini bir mayi yapip, yediriyorlar, ve onlara elma armut veya dometes gibi bir kaporta yapmadan, sadece meddelerin özünü verince, sümük gibi bir sivi yani, dünyada ise sen onu kaportasi elma diye görünce iştah bulup yiyordun, amma matrixde elma dali yok, bilmem dometes fidesi yok, gemideler ve ne yiyecekler, sadece maddlelerin özüolan siviyi aliyorlar aynenyediklerimizin midede deki hali gibi, ne katarsan kat, o bulamac yapipda yiyor degilmi, midede hepsi bulamac halinde, işde o sivida astronot yiyecegide ayni midenin yiyecegi gibi birşey ... bu konuyuda gectik.

Simya ilmi ve Toprak altin olurmu hic ve elementlerdeki Saf düzeni

ve deniyorki islam alaimlerinin bazilari simya bilirdi, ve topragi veya bakiri bazi evrelerden gecirip altina döndürebiliyorolardi. nitekim bunu öyle cahil kimseler bilemez. ve o eski kirimizi ALTIN dövme diye koyu kirmizi gibi sariilikdaki altinlar, büyük dövme altinlarin sarilik derecesinin sebebi altina bakir kattiklarindan, ve bakiri fazla olan altin, bakirin rengine biraz dah yaklaştgindan kirmizi altin denen altin oluyor, sende diyon bu has altin, halbuki ne kadar cok bakir var, o kadar cok kirmizi oluyor, ve ashtekarlik, sana altin diye bakir satiyor, sende ucuz bakiri, altin fiyatina satin aliyon, farkinda degilsin, yeni kazik deccal kazigi yine. yine yeşil altin demek ise altina ne kadar gümüş veya nikel ve alu katarsan o kadar yeşil altin oluyor, yani yine ucuz altindan daha ucuz olan gümüşü nikeli,.. sana altin diye kakiiliyorlar. ve gümüşü nikeli altin fiyatina aliyon farkinda degislin, kazik deccal kazigi yine. yani deccal bütün piyasayi tutmuş. yine elbiseler petrol deccal giyecegi olmuş, birde pamuga zararli bir böcek üretmiş, ve insanlarada zararli tarlalarda zararli diye pamuk ektirmiyor, ve pamuklu orjinal sürüm giyecek yok, hepsi petrol. petrol ne dedik yanici madde, yani cehhenmi hak etmiş olan insanlarin maddesi dedik, amma onlarin artik azabi dolmuş ki cehenemden cikar olmuşlar, ve müminde onu elbise diye giyiyor, ve müminin evine girip hizmet eder oplmuş, kafir denilenlerin evine de girmiş, ve yine bütün alet erdavatlarin kaportasi yni kasa kisimi yine o petrolden üretilme bir madde. yani yine o eskiden kafir olanlar artik azaplarini doldurup insanlara bir nevi hizmet etme görevine terfi etmişler. ondan daha üstün bir kata cikkince yine daha, iyi agac gibi yanici amma bir nevi canlilik kazanabilir oanlari varmi allahu alem. yani dedikya petrol benzinve benzeri artik tekrar insan bedenine giripde can kazanabilcek safiyeti kaybeden bir insan ve cehhenneme layik kullar demekdir dedik. ve öyle olunca fecr suresindeki "fedhuli fi ibadi" özelligini kaybedince artik insana girip can bulamayan, bu petrol cinsi olanlari, en azindan iyi ve iylik yapmiş olan kafirleri, allah, birazda olsa afedip insanlarin üstüne elbise veya kullandigi hizmetindeki alet erdavadinda kullandigi, bir nevi onlarin cenneti olcak bir haldeler. yani televizyonunu seviyonmu seviyon taaaki bozulasiya kadar, ve bozulunce yine cöp oldu degilmi. cep telefonlarinin kaplarini seviyonmu, alirken cok seviyon, iki sene, veya alti ay sonra, yine atiliyor, yani işde at ve eşek halindede bunlarin o günahkar kullarin cehhennemi oldugu, yani bir nevi insan olamayan insan bedenine bir daha girebilecek safiyete ulaşmamiş insan modelleri. emme en azindan can bulmuş ve insan hizmetlisi havan sifatini almiş at eşşek veya daha sonra, bir üst koyun keci inek, ve ondanda saf hale gelince, süt olur et olur, ve insan yer, insan haline döner, yani "fedhuli fi ibadi" ayetine mazhar olurlar. ve altin olma meselesine gelince, dedikki ashabin vey mehdi ashabinin işde aynen, altin elementindeki elektron dizilimi gibi bir hale ve mutmain iman halini almiş 79 mutmain imanli müminin camide bir araya gelip saf tutmuş namaz kilmiş hali, altin maddesini oluşturuyor, nitekim ömer mümin oldugunda müminler 40 inci veya ALTIN yani AU 79 elektronlu elemntin 79 . cusu yani müminler 79 kişi olmuşlardi ve o yüzden işde eşkiya olan ömer de mümin olunca teneke gibi olan ömer ALTIN halini aldi ve 79. oydu ve ilk altina olan o olmuş idi, ve böylce adaletin timsali oldu. ve simyaci olan bir kimse bunu bildigi icin, işde bütün elementler hidrojen maddesinin saf tutuşuna bagli dedik. ve hoidrojenden demir, hidrojenden gümüş, ve hiodrojenden ateş, ve hidrojenden altin yapabilcegini bilen bir simyaci, topragi altin edebilir, eger Allah ona o gücü ve ilmi verirse işde, at seyisleri at terbiyet ettigi gibi, amerikali kovboylar gibi, sigirlari bir sürüyü bir yere götürürken, işde kirbac ve atlarla kovalayip saflarini SIKLAştirip, bir arada sürüyorlardi, ve bugün ise jeeeplerle ypiyorlar bunu, ve böylece ineklerin saf tutuşu ilede bir üst maddeye dönüyorlardi, ve kesilip mezbehaneye gidiyorlar ve kesilip insan yiyince, can oluyorlardi insan oluyorlardi, amma onlarin saf tutuşunda yine sürüsüne bakinca cok elketrionlu bir maddeye dönüşüyorlardi işde. at terbiyeci kaplumbaga terebiyecesi, fil tebiyecisi gibi, element terbiyecesi olan simyacida aynen kat karişdir yapan bir aşci gibide kirbaci eline alip elektronlari düzenleyebilirse, işde her elementten altin ütretilebilr, yok öyle sadece hidrojen den altin üretmek yani, "herkes islam fitrati üzre dogar, sonra anne babasinin dinine döner." yine herkes ALTIN gibi safiyette dogar, sonra teneke haline kadar düşer, ve eger terbiyet edilip seyri sülukunun tamam ederse mümin olup ALTINLIK vasfi kazanabilcek bir istidatta halkomuşdur, yani herkes mümin ve müslüman olabilcek bir yapidadir, o yüzden toprakda hz ömer gibi eşkiya birini veya hirsizlarida haydutlarida mümin Terbniyet mümin yapabilir, ALTIN gibi bir cevhere döndürebilir velhasil kelam.

[Resim: 147108539511891.jpg]

Bu haftaki Son konumuz ve

Deniyorki "Şer’i Delil Karşısında Keşf ve İlham İddiası Geçersizdir." Dogrumu bu iddia?

öcelikle Şer’i Delil Nedir deyince : ve alimlerimiz Kuran ve sünnettir demişler halbuki Şer’i Delil demek gözle görülen, elle tutulan, kulakla duyulabilen,.... şeriatin zahirini ele alan deliller ile bilinenebilenler demekdir.
ilham nedir denince: şeytandan gelen sese vesvese diyoz, melekden gelen sese ise ilham diyoz, yani sag ve sol ses gibi, iyi ses, kötü ses gibi, yani o ses(ilham) hak söz olabildigi gibi, yalan ve şeytaninve cinlerin kandirmak icin uydurklarida olabilir.
Keşf nedir denince : Keşfen bilmek, aynen bir denize ve okyanusa bakinca ufukdan bir dumanin tüttügünü görmek, ve az daha bekleyince baca gibi bir şeyin üstünde duman tüttügünü görmeye başlamak, ve sonrda geminin vapurun babasinin görülmeya başlamasi, sonra geminin daha yakina gelip tamaminin görülmesinde, işde dumani görünce haa gemi geliyor demek gibi, dumandan yani bir alametten yola cikipda geminin gelecegini bilmek, veya bulutlarin hareketine göre hava raporu tahimini yapmak gibi keşfen, yani alametlerden yola cikilarak bilinen, tahmini bir bilgiye biz keşfen bilmek diyoruz.

Misal1:

Bir yere vardik ve orada musluk var, borular döşenmiş, sifon var, ve pis su borusuda döşenmiş, ve bize, suya ulaşmak icin sadece muslugu acmak kalmiş, ve bütün şeri alametler, burda su oldugunu gösteriyor degilmi? amma o evi yada şadirvani yapan, eger belediyeye veyahut su kayngina, evin su baglantisini baglamdiysa, muslugun olmasi, sifonun olmasi bir işe yarmaz, muslugu acinca su akmaz degilmi, yahut belediye suyu kestiyseveya su bir sebebden kesildiyse yine su akmaz degilmi?

Yani şeri delillerde bazen yaniltabilir, aynen ilham ve keşfen bilmenin yanilttigi kadar, şeri delillerde bazen yaniltabilir.


Misal 2 :

Yine bir evin bir odasina girdik, ve tavanda asili bir lamba var, ve yine duvarda kapinin kenarindada onun acma kapama dügmesi var, ve bakinca hatti yani kablolar da döşenmiş oldugu belli gibi, ve vardik dügmeye basdik, amma lamba yanadabilir yanmayadabilir, cünkü saat kutusundaki sigorta attiysa, dügmeye basmak ile lamba olmasi bir fayda etmez ve lamba yanmaz. ve eger yanmazsa ariza nerde önce hatti izleyip cereyan nerden itibaren yok onu bulmak lazim degilmi, ve önce saat kutusuna gidilir, sigortalardan kapali olan, veya atmiş olan varmi ona bakilir, ve eger varsa dikkatlice sigorta acilir, ve hatta bir ariza yoksa gidip lamba yakilir, yine yanabilirde yanmayabilirde, ve eger yanmiyorsa,önce lamba patlamişmi kontrol edilir, yok patlak degilse, lamba cikarilip,kontrol kalemi ile oraya kadar ceryan geliyormu bakilir, yani ceryan lambaya kadar variyormu, eger variyorsa, bu sefer oda degilse belki ceryan elektrik kurmunca kesilmişdir bir ileri noktaya bakilir, veya kiş ve firtina varsa, elektrik hattinin geldigi direk yikilimiş, ve hat kopmuş olabilir, her ne kadar lamba ve hat olsada, bütün bu işlemler sira ile kontrol edilip, hepsi düzenli ise, o zaman bütün şeri deliller yerli yerindeyse, o zaman belki dügmeye basinca lamba yanabilir degilmi yani? ve sadece kurana ve sünnete bakipda, haaa bu yanliş, bu dogru demekde bazen abes olur, kuran ve sünnet, onun aynen odadaki lambaya bakmak gibi, sadece en uc noktadaki delilleri bilmek olabilir, onun arka planinda neler yatiyordur bilinmezse, yine o hüküm, bazen herşey sag cenapi göstersede, arka planda onun sol cenap icin oldugu sonucu cikabilir degilmi. yani arabalarin bazisi arkadan cekişli yani, yani motor önce arka tekerlekleri döndürür ve arkadan itme halinde yürür. bazisida önden cekkişlidirve motor ön tekerlekleri döndürür ve önden hareket edip arabanin arkasina ceker halinde yürür. ikisde gecerli degilmi, ama farkli sonuclar meydana getirir degillmi, kişin (winter) arkadan itmeli yürüyen arabalar, cok kolay, buzlu ve yagişli havda kayma gösterir, önden cekişliarabalar bu konuda daha satabildir. önden cekişli arabalar yine bayir yukari cikarken canavar gibidir amma, biraz zorlaninca durur, amma arkadan itmeli arablar, ayni tavkiye vitesli kamyonlar gibi, en bayir yeri bile tirimanir cikar degilmi, arkadan destekli cünkü, yani farkli kombinasyon ve farkli somnuclar dogurur.
Allah bunlarin örnegini bize sunmuşmu? evet sunmuş, yani Rabbit yani tavşan modeli, yani ön bacak kisa arka bacak uzun, ve tavşan bayir cikarken " bokumu ye, bokumu ye " diye cok HIZLI cikarmiş, amma ön bacak kisa olunca bayir aşagi inerken ise "etimi ye, etmi ye diye" cok yavaş inermiş, yani inerken cok yavaş inebilir cünkü devrilip takla atma tehlikesi var, yani yakalanma riski fazla, o yüzden bayir aşagi tavşana düşmani rastlarsa, kolayca yakalayabilir ve etini yer, ama bayir yukari, her hayavan ondan daha hizli tirmanamazken, o füze gibi bayir yukari tirmanir cikar, yani Allah kainata, bize bütün yapmamiz gerekenleri gösteren, bircok imla ve tabelalar asmiş, onlari okumak dünyayi mamur etmek icin bize lazim olanlar. kainati okuyan, Allahin şeriatini okumuş olur, ona uyan Allahin emrine uymuş olur, yine kainat kitabi büyük kurandir,ve kuranda insanin göremdigi okuyamadigi bircok mesela kainat kitabinda yaziilidir.

yine ayni üst meseleye devam edersek, ve evde lamba var hat var, ve bakiyozki mahallede komşunun lambalarida yaniyor, bakinca elektrik kurumuda cvryani kesmemiş gibi gözüküyor, ve yine şeri deliller ceryanin varligini gösteriyor amma dügmeye basinca lamba yanmiyorsa, o zaman elekterik kurumundan bir mahahalleye bir hattan, diger mahaleye diger hattan ceryan geliyor olabilir, ve komşu elektrigni diger direkden aliyordur,onun hatti diger hatdir ve onlarda lamba yanyordur, oysaki bizim hattin sigortasi yanmiş oldugundan, elektrigini bizim direkden alan bütün evlerde ceryan yok olabilir, yani arizayi, yine yerinde tespit etmek lazimdir degilmi, ve yani ikinci sonuc olarak

her görünen zahirde, zahir oldugu gibi degildir demek olur bu, yani gördügünüz , gördügünüz gibi olmayabilir, arka palnda başka bir sebeb olabilir demek istedik yani


Misal 3
Biz allahin varlgini şeri delillerle bilemeyiz, yani fizik kurallari ile inceleyince anlayamayiz, biz Allaha iman ettigimizde, o vardir birdir, peki onu görüyozmu, ve gören varmi ? yok. yine Allahi elleriyle dokunup tutan varmi? yok. yine Allaha sarilip koklayan varmi? yok, yine Allahin sesini musa duydu deniyor, ne derece duydu? gitdi bir agacdan veya ateşden ses geliyordu "ben senin rabbinim" dilordu ve Allah o ateşmiydiki? yahut Allah o agacmyidiki? o zaman gidelim hepimiz o agaca tapalim, o ateşe tapinalim o zaman, bu dogrumu? hayir. Allah ile komnuşmasindada bir fiziki delil yok, öyleyse imanin tamami, Allaha iman, meleklerine iman, kitaplarina, kitap denen kuranin, Allahdan geldigin nasil inaniyoz, muhmedin bunlar Allahin sözleri ayetleri dedikleri ve ona gelen ilhamin aklen kendine gelen sesi, bunlar Allahin ayetleri dediklerine biz, Allahin kitabi kuran diye inandik, varmi fiziki bir delil, Allahdan gelen elle tutulr inmiş bir Kitap Kuran yok, fizki delili nerde o zaman, o halde kitaplara imanda, yine ancak ve ancak keşfen ve ilham yoluyla indigine inanidigmiz bir kitap yine, kadere inanmak, kader elle tutuluyormu yok,...
yine ahirete iman gelince, ahireti gözü ile görüp gidip gelen varmi? yok. gidipde dönen, ve ben gördüm geldim diyen birisi yok. o halde ahirete imanda, yine ancak peygamberin dedikleri işiginda sadece keşfen ilham ile gelen bir bilgi ile bilebildigmiz bir bilgi, ve ona imanda yine keşfen bir bilgiye dayanan iman. yani öldükten sonra dirilmek bahsine gelince, yine bu konuda, isa nin dişinda, öleni dirilttigini iddia edilen bir durum yok, bulunsa idi, önce peygemberler diriiltilir de, ve onulara, Allah hakkinda bilmedigmiz herşey sorulurdu, ögrenilirdi. yine isa diriltilir di, varmi yine bunun fiziki delili, halen fizikciler öleni diriltmeyi başaramadilar, yani fizki bir delil yok, o halde ödlükten sonra drilmeye imanda, yine gaibe imandir, yani keşfen bilinebilcek bir bilgi, o zaman imanin tamaminin şeri delilleri yokken, ey ahmak alim, sen kim oluyonda, keşfen bimeyi delil saymyon ahmak, sen ancak imansiz kafirsin o zaman, senin imanin yok.
Ahmaaaaaaaaaak.
ve yine biz Allahi, onun halife klidigi insanlar ve yarattiklari üzerindeki sifatlarinin ve isimlerinin tecellisi ile bilebiliriz. yani rahmanlik, Allah rahmandir deyince, ve rahmanlik baba olmak demekdir, ve misal ahmetin babasi var rahmanlik yapiyor veya cok müşfik bir baba deyince, Allahin hem rahman hemde müşfik isminin tecelli etmesi o Ahmetin babasinda. ve amma biz rahman ve müşfik o dur diye, gidip ahmetin babasina tapinmayiz, o sadecer rahmanin bir yerde yüze cikmiş bir parcasidir sadece, bu rahmanlik vasfi onda oldugu gibi, yine başka bir kuş dada ayni teceli olabilir. ve biz gidip o kuşa rahman diye tapinmayiz degilmi? ve amma Allah müşfikdir veya babadir cocuk dogurtur yani üretir anlariz bunu. yine bakkal amca bize ekmek satip bizim doymamiza, veya elbise satip bizim giyinmemize sebeb diye bakkal amca ile rezzak yani doyuran Allahdir, settar giydiren Allahdir anlariz, amma bakkal amcaya gidip, secdeye varip, settar Allah sensin diye tapinmayiz degilmi yani, öyle olunca, biz Allahi işde, halifeyi ruyu zemin olan insanlar üzerindeki tecelliyatlari ile bilebiliriz, bu da yine Allahi bilmenin, yine hem fiziki ve hemde keşfen bilmenin karişimindan oluşan bir başka biliş olan, tecelli yoluyla bilme ilmidir.
ve yine bilim adamlari ayna nöron denilen beyin hücreleri işde, iyi kimselri düşünüp onlaraa sevgi besleyenlerde, o fanatigi oldugu kimselerin hallerinin gectigni tespit emtişler, ve böyle ayna nörün denen beyin hücreleri ile biz işde Allaha yönelirsek, işde rahman ismine yönelince, bizde rahmanlaik, alim ismine yönelince, alimlik sifati tecelli etmekde, ve böylece Allahin alim ismine, rezzak ismine veya,,. ismine sifatina ayine olmakdayiz sadece,.....

ve bizim bu konuya koyacagimiz son nokta ise : Eger bir alimin veya insanin keşfen, yani alametlerle bildikleri, şeriatin zahirine aykiri degilse, o zaman o adamin bildikleride, NAS DIR ve hüccettir.
----oOo---

KISA BIR SAGLIK UYARISI

Her ilacin yan tesiri oldgu gibi, gözleri bozulanlarin takdigi gözlügünde bir icinden birde dişindan yan tesirleri vardir, icden olanlara girmeyecegiz amma, biz dişdan olanina biraz deginecegiz, ve gözlük madde fiziki bir yapisi oldugu icin belli bir gramaji var, ve bu gramaj işde, yüksek veya, az ise az, cok ise cok, olarak takildigi burunun üst kismina bir basinc uygular, ve nefesin gecdigi o deligi daraltmaya başlar ve gözlügü hic cikarmazsaniz senelerce aylarca, gözlük gözlük, ve misla ile bizim bir kücük evimiz vardi oraya hanim biryerden bulmuş, zehirli sarmaşik dedikleri sarmaşik dikdiydi ve yapraklari güzel diye. işde gecen sene üc yada alti ay kadar o eve gitmedim ve bakamadim, ve bu sene bir gitiim, o sarmaşik heryeri kaplamiş, ve agaclarim vardi, kiraz agaci, elma agaci, bütün agaclari dahi bogacak kadar sarmiş, ve bogmak üzereymiş ve gittik onun kanatlarini biraz kesdik, yani ve kirazi kurtarmaya calişdik öyle bir pislikki dala köklerini yapiştrimiş ve benim uzanamadigim noktalara kadar sarlanmiş, aşagilari yolduk amma, yukarilar kaldi, ve artik oralari yine ölmez tahmnim, cünkü agacin üstüne yapişmiş, agacdan besinini sorup oliyor, ahmak bitki yani, ceccal gibi bişey yani, hani sevgisiyle öldürür derlerya yani, işde gözlük takincada burun deliigndeki, killar kücük kücük killar var, onlar işde sen böyle gözlügü cikarmayinca, birde o delige basinc yapinca, onlar alt uca degmeye başlar, ve daha sonra sarmaşik gibi burun deliginin icini kaplar ve hata belkide alt tarafa sapalanmya başlar, ayni sarmaşikin kökünü kessende, o yukarda biyerde kökünü artik sarildigi agaca gömmüş, ordan vitamanini alir ya işde, öyle birşey, ve yine ayni durum killar olmasa bile, burun icinde uzanan et parcaciklari vardir, onlar ayni bu işlemi yapar, ve burun tikanir, ve burun tikaninca, dogru nefes alinmayinca, işde herşey bozulur bedende, hasta olunur, ne akil dogru calişir, ne göz, ne kulak, yeterince nefes almayan midede kalpde, her organ yavaş yavaş hasta olup harap olmaya başlar, o yüzden gözlük takanlar, zaman zaman gözlügünüzü bir kenara koyun, ve güzlüksüz durun, gözünüz veya kafaniz agriyorsa, bilinki damarlara baski yapmiş gözlük, ve kanve oksijen göze ve kafaya iyi gitmeyince oksijensiz ve kansiz kalan organ, sana sinyal veriyor, bana yeterince oksijen ve kan gelmiyor diye , sen amma anlayipda gözlügü cikarip, o burnuna baski yaptigi yeri kurtarmak yerine, aspirin, derman gripin gibi ilac yutuyorsan, vücut dilinden anlamayan ahmak insansin.

amman dikkat bu husus önemli.


Rabbim askerlerimi dogruyu bilip dogruya tapanlardan eylesin, yalan ve hileli olanlarida, farkedenlerden eylesin.
ve burda diger vaaza atif ypiyoz : Allah dogrudurda, egri işleri yapan kim o zaman, gündüz ve aydinlik Allah ise, gece kim o zaman.

--oOo---



وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]


Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]


https://dosya.1trk.net/uploads/147114173402171.mp3


[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 12 Ağustos 2016 Cuma

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

https://radyo.karoglan.com/

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



[Resim: gul.gif]





Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi