Hakkalyakin

Tam Versiyon: Letafet ve Metanet - incelik ve Sertlik (Kar©glanin 28 Temmuz 2016 Vaazi)
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyon'a bakınız.
[Resim: 5799775cbf41b.jpg]

Letafet ve Metanet - incelik ve Sertlik
[Resim: sari-isik-large.gif]
(Kar©glanin 28 Temmuz 2016 Vaazi)
[Resim: sari-isik.gif]

[Resim: istiaze-ve-Besmele-Kirmizi-Renk.png]

مَا شَاء اللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

mâ şâallâhu lâ kuvvete illâ billâh

Meali:

1 ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’
2 Allah, neyi dilerse o olur, kuvvet, ancak Allah'ındır

(Sadakallahul Aziym Kehf suresi 39 .Ayetten pasaj)

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّو

Yubeyyinullâhu lekum en tadıllû

Meali:

şaşırmayasınız diye Allah sizlere bildiriyor.

(Sadakallahul Aziym Nisa suresi 176 dan pasaj)


---oOo---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Emr-i bil mâruf ve nehy-i anil münker'i bırakan kişi, Kur'an'a ve bana inanmış olmaz. "

( Hadis-i Şerif , Râmûz:69/8 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

Sadakanın faziletçe en üstünü Müslüman bir kimsenin ilim öğrenip onu Müslüman kardeşine öğretmesidir.

( Hadis-i Şerif , İbn-i Mâce C. 1 S. 98 )

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem yine Buyurdular

"İlimden bir mes'ele öğrendiğin zaman, o senin için kabul olunmuş bin rek'at nâfile namaz kılmandan hayırlıdır. Bunu, insanlara öğrettiğinde, amel edilsin veya edilmesin, yine senin için kabul olunmuş bin rek'at nâfile namaz kılmandan hayırlıdır."

( Hadis-i Şerif , Râmûz: 39/8 )

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kim hidâyete dâvet ederse o hidâyete tâbî olanların ecirleri kadar kendisine sevap yazılır. Onların ecirlerinden de bir şey eksilmez

( Hadis-i Şerif , Muhtarul Ehadis 167 )

Öyleyse Mehdi aleyhisselam ve onun askerleri hidayete cagiricilardir, yani dogru yolun cagirici tellallaridirlar, öyle olunca, onlara uymak, müminlerin üzerine vecibedir.

Kuran-ı Kerim’de “Ha-Mim” ile başlayan 7 sure vardır. Bu sureler: Mü’min (Gafir) Suresi, Fussilet Suresi, Şura Suresi, Zuhruf Suresi, Duhan Suresi, Casiye Suresi, Ahkaf Suresi. Bu sureleri okumanın fazileti hakkında bazı hadisi şerifler:

Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Ha-mim ile başlayan sureler Cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (Suyutî, Câmi’ussağir, 3/422, no.3852)
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kuran-ın Ha-Mim ile başlayan sureleri yedidir. Cehennemin kapıları da yedidir. Her Ha-Mim,gelip cehennemin bir kapısına durur ve: ‘Ya Rabbi! bana inanıp iman etmiş ve beni okumuş, okumaya devam etmiş olan bu kulunu, (cehennemin) bu kapısından içeri sokma‘ diye yalvarır durur.” (Suyutî, Câmi’ussağir, 3/422, no.3853; Beyhakî, Şü’abül-İmân)
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her şeyin bir özü vardır. Kuran’ın özü ise, “Hâ-mîm’lerdir.”
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Cennetin yüce makamlarına yükselmeyi arzu eden kimse ‘Hâ-Mîm’leri okusun'”
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Eğer düşman ansızın saldırırsa, (onlardan korkmayın ve) ve şöyle deyin:” ‘Hâ-mîm. Lâ Yünsarûn’ (Tirmizi, Fedâilü’l-Kur’an, 1605)
Abdullah İbn Mesud (r.anh) Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) den buyurdu ki: “Hâ-Mîm’ler Kuran-ı Kerimin Süsüdür.”
Rasulullah (Salallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Hâ-Mîm’lerin hepsini birden okuyup, bir kap içindeki suya üflenerek içilmesinde maddi ve manevi hastalıklara şifa vardır.”

ve bu hadislerde gösterildigi üzre "Zikri Raşidi Evradi" mizdaki "Ha mim" lerin faziletide böylece belli olmuş ola, ve okumakda şüphe göstermeyelim lütfen.

ve işde bu ha mimler hakkindaki bizim yorumumuz ise, semada üstümüzde 7 Tane Derya vardir.
ve bunlar hakkinda Rabbimiz Buyuruyorki:

Esteuzubillah

الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا مَّا تَرَى فِي خَلْقِ الرَّحْمَنِ مِن تَفَاوُتٍ فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرَى مِن فُطُورٍ
ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِأً وَهُوَ حَسِيرٌ

Ellezî halaka seb'a semâvâtin tibâkâ(tibâkan), mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut(tefâvutin), ferciıl basara hel terâ min futûr.Summerciıl basara kerrateyni yenkalib lieykel basaru hâsien ve huve hasîr.

Meali:

O, yedi kat göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. bak ve bir kere daha bak! (defalarca bak) (siz geleceginize bakmiyormusunuz?" ma hel tera" der gibi yani) Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin hâlde sana dönecektir.

(Sadakallahul Aziym Mülk suresi 3. ve 4. Ayetler)

[Resim: 146969512616551.jpg]

Letafet ve Metanet Meselesi

Bu yedi deryayi bu yedi "Ha mim " temsil eder, ve biz birinci sema katindayiz, yani başlangic noktasi, ilk yildiz güneşimiz, yani sifirdan yoklukdan sonra ilk varolan, ve 1. yani bir ve birinci katman, ve öyle olunca işde hava oksijen ve hidrojenden teşkildir, ve onun icinde elbette iyi veya zehirli gazlarda mevcuttur, ancak ilk yaratilma, ve oksijen ve hidrojen böyle olunca, onlarin yogunlugu yani elektron harketlerindeki hiz ve yan yana duruş araliklari, onlarin havadan yani gaz formundan sivi forma gecmesi demekdir, nitekim yogun oksijen sivi oksijendir, ve misalen kaynak tüplerine doldurulur, sonra daha SIK ve yogun ve hizli hareketleri demek, işde demir gibi kati madde halini almasi demek oluyor. yani şeytannin maddesi olan demirde, muhammedden bir parcadan başka şey degil,cünkü ilk madde 1 numarali madde yani ilk hidrojen güneşimiz yani iki cihanin habibinin parcasindan başka birşey degil, sadece ondaki hali,cok yogun olmalari, yani elektronlari cok hizli hareket ediyor olmalari, ve daha SIK halde bulunmalari ile demiri oluşturmuş vaziyette. ve ve semdaki "ha mim" lerin yogunlugu hakkinda bilgimiz yok, yani yer demir gök bakir deniyor ya, hani öyle olunca eger bir katmana gelince, yogunluk eger bakir derecesina varirsa, o zaman, o katman bakir gibi sertlikde olur, gecilmez bir vaziyet almiş haldedir. biz ise onun derecelerini ancak, kurandaki bu 7 "ha mim" li sure ile bilebiliriz. ve bu surelerde anlatilan peygamber hazeratlarinin ve ümmetlerinin katmanlari, o gökteki, o semadaki katmandadir, ve öyle olunca nefsin önünde, Allahi görmeyi engelleyen, 70 bin perde varmiş, yani 70 bin katli bir sema merdiveni yani, ve yogunluklari herbirinin farkli. ve cennet tasvirinde deniyorki : huriler nar tanesi gibi ici görünen varliklar, ve öyle ki oradaki bedenler, öyle latifki, inceki,ataom elektronlari öyle seyrelmişki, bakinca ici görülebiliyor. hem yogun vaziyette ki bir beden oluşturmuş, hemde ici gözükcek seyreklikteki bir maddeden oluşmuşlar, yani kafa almiyor degilmi yani, hem yogun olcak, hemde seyrek olcak, bu da ne ? tezatlarin buluştugu bir katman yani, kacinci "ha mim" acaba ?

Kicimizdan uydurmuyoz azizim bak dünyadaki örnegine bak

[Resim: 146969512633282.jpg]

Karanlik maddede böyle birşey, yani yogunlugu hem cok olcak, hemde trnsparan gibi yani icinden gecilcek kadar hafif olcak, ve buna biz karanlik diyoruz degilmi, yani cennetin ziddi, yani o saydam baligin ziddi gibi birşeye karanlik diyoruz, "schwarze matereria" .

Esteuzubillah

وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard(arda), ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm

O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. O na eller uzanmaz o (Kürsi) , herşeyi bilen Allah tarafindan korunmuş vaziyettedir.
(Sadakallahul Aziym Bakara suresi 255.Ayetten pasaj - Ayetel kürsi diye bilinen surenin bölümü)

bizim bulundugmuz semada ki en uzak noktayi hesap ile keşfeden Kelvin, diyorki : orasi -272° yani donmuş vaziyette diyor. ondan ötesi sivi ve buz hali, daha sonra kati ve madde hali geliyor yani, ve en son Allahu alem karanlik ve gecilmez bir madde halinde, yani demir karanligin yogun hali, öyle olunca demir katmanina gelince, işde orda ki sema kati, kati ve delinip gecilmez bir "ha mim" deryasi var demek olur, yani "ona eller ulaşmaz" diyor ya rabbim. "yeda" demek iki el demekdir, " vela yeuduhu" demek : "ona eller uzanmaz" demekdir, yani önünde demirden duvar varsa, sen ona nasil uzanabilcen, bu bizim tasvirimiz, gercegini Allah daha iyi bilir, zaten suredede öyle diyor, ayetel kürside "herşeyi bilen allahdir" diyor, yani biz ancak tefekkür edebiliriz, mahiyetini Allah daha iyi bilir.

Hz. Ayşe annemiz bir gün kadinlarla sohbetinde anlatirki:

Ben Muhammedi kucaklayinca, ellerim kendime boş dönüyor der, kadinlar inanmazlar.
Ayşe annemiz size bunu ispat edecegim der, ve kadinlari cagirir, ve mescide acilan kapinin ortasina uzun saclari birleştirip baglar, ve peygamberimizi cagirir iceri , peygamberimiz gelir, kapidan gecer, ve Ayşe annemiz mahsuscukdan birşey sorar, ve cevap veririr vegeri döner peygamberimiz, ve Hz.Ayşe kadinlari cagirir, bakin sac yerinde duruyor der. sac yerinde bagli duruyordur, yani peygamerimiz o kadar latif olmuşki işde duvardan kapidan bacadan gecebilcek letafette, arapcadaki peltek se yani üc nokta safiyetini ulaşmişdir, zaten yukardaki anlattigimiz "ha mim" lerin yetmişinci basamiginda en sart olan madde varsa, ve o derya, yani sema kati onunla dolu ise, işde oradan gecebilmek, ancak böyle bir safiyetle olur, yoksa ordan matkap ile bilmem füze ile tank ile onu delmek ile olmaz, olamaz, yani temsili misal ile "oraya bicak götürende, cennettekileri bicaklayan" yahut "tank top götürende, cenneti bombalayan, yahut füze firlatanda, cenneti yok eden" diyen ancak ahmakdir. yani semamizin bize bakan yüzü, bu görünen bütün yildizlari kaplayan yere kadar, yani düşünün genişligini, burasi birinci sema ise, o zaman birinci katman, yedi tabakanin birincisi ise, sen düşün bakir katmanina gelince, sonra demir katmanina gelince nasildir. ne kadar genişdir, yani işde hidrojenin ve oksijheinin yogunlugu onun SIK halde bulunmalari, ve atomlarin etrafindeki elektronlarin HIZLARI, onun sertligini, yani metanetini ortaya koyuyor. demir deki elektronlar COK SIK vaziyette, ve birde deniyorki : şeytan aleyhillane bir saniyede dünyanin etrafini 24 defa dönebilcek bir HIZDA imiş, öyle olunca demirdeki elektronlarin hizi saniyde 24 tur atiyor demekdir, ve böyle olunca işde onun sertligini meydana getiriyor. yani metanet odur, dik durabilmek, egilmemek, yikilmamak, birinin yakini ölünce, o yüzden metanet dilenir, yani yikilma dik dur denilir. halbuki en kararli element metanetli element demirdir, yani şeytanin maddesi, taa evvelli ervahda secde etmeyecegini söyledi, haala etmiyor, ve kararli kararindan dönmüyor, ve egilmiyor, yani kararli element, kaypak element degil, ve böyle olunca, en metanetli dik duran elemenlerden birisi demirdir, letafet ise, naiflik incelik yani, hani hayalet casper varya, duvardan gecebiliyor, işde insan cakralarini caliştirip da enerji bedeni kazaninca aynen ispirto gibi ucucu bir bedene sahip olur, ve buna ulaşmak icin nakşebden tarikatinda 21 000 allah zikrinden başlayip, günde 100 000 Allah zikri cekene kadar devam eder, kimisi 30 binde, kimi ellide kimide 100 binde bu bedene erişir. ve ispirto gibi olmak, kovukdan delikden gecebilir demek, amma işde bunun cok üstünü olan bir derece kazanmak, aynen muhammedin, kapidan gecip, sac telinin kopmamasi gibi bir letafet ve incelik demek olur. ve cinler ve melekler latif varliklar, ve işde ruhda öyledir, ve insan ölünce melekler onun ruhunu hakka vasil etmek icin alirlar, eger letafet kazandiysa nefsin erdiyse, o yukari katmanlardan gecebilcek safiyet ve letafet ermiş demekdir. ve yani demir denen, veya bakir denen maddeyi, öyle matkapla delipde degilde, ondan sanki, o bir süzgecmiş gibi, elektronlarinin ve atomlarinin arasindan süzülebilcek bir letefete ulaşmak ile cennete erebilir, yani cennet işde öyle latif varliklarin yeri ki, yani arapca peltek se, yani üc nokta halinde yani, ve nar tanesi gibi huriler diyari, yani letafet ve incelik ve safiyet o kadar ki, kemikleri gözükcek kadar latif varliklar diyari, yani sen o demir, bakir katmanina gelince, eger hayalet casper derecesine erdiysen, işde melekler alir seni, ondan bir süzgecden gecer gibi gecirip, cennete ulaştirirlar yoksa muhammed hakka dogru giderken, son kuruşuna kdar dagitmazdi, "al kizim fatma ve ali, bunu harcayin" derdi, yahut "hanimim ayşe, ben gidiyon, bunu harcayin" derdi. oysa ki o hic agirlik kalmayacak kadar yükünü hafifletti, ve dünyalik hic birşey birakmadi üstünde, ve öyle olunca "Raufurrahim" oldu.(Yani üstün bir anne olarak, Yani Fatma, HZ FATMA olduda geldi, Zeynep olduda geri geldi).

---oOo---
Hilalin gözetlenmsi Meselesi

Hocanin bir tanesi ramazan bayraminda hilain gözetlenmesi gerekmiyor bugün diyor, yani rasathaneler ne dediyse o dur, cünkü uzaydan gözetleniyor diyor,

DiKKAAAAAAAT

lan dangil hoca bu hiristiyanlar, güneş takvimi kullanyorlar, ve Alllah ise, bize zamani hesap edebilmemiz icin kameri gösteriyor, ve peygamerde kameri göstermiş, hic güneşe bakan birisi, bugün agustosun 5 i, veya temmuzun 27 si diyebilirmi, güneşe bakinca hemen bilinebilcek bir gün tahmini yokdur, ve ilk takvimi kaybetircek bir durum olsa, hepden yanilgiya düşer insanlar, oysaki AY yani kamrre bakinca, kamer 14 günlük iki devre halinde seyreder ve, agzi bir yemaniye bakar vaziyette, birde şimale bakar vaziyette büyür ve kücülür, ve bununla eger büyüyorsa, dogdugu tarafda agzi şimale bakiyordur, ve ve hilalin kalinliginca, kameri ayin biri, ikisi, ücü,.. ve 14ü gibi gün sayisi alir. 14 ü dolunaydir, ondan sonra kamerin agzi bu sefer yemana dogru bakar dogdugu tarafda, ve böylece bu sefer dolunay halinden kücülmeye başlar, ve hilalin kalinliginca 14 ünden sonraki gün sayilarini alir, ve 28in de en son hilal görünür, ve birde ictima, yani kavuşma olur, ve ayin dogma saati ile batma saati bizde onun grünmesini engel oldugu icin, dogar ve hemen batar ,ve biz bunda kavuşma, yani ictima gecesi onu görmeyiz, veya ayin adimlarina bakar, o seneki kameri kim temsil ediyor, ve ayak acikligi ne kadar, ve adimlari genişmi uzunmu atiyor, yoksa kisa kisami atiyor, ve uzun adim atan birisinin hedefine cabuk varmasi muhtemeldir degilmi. uzun adim atan birisi olunca kameri ay 29 cekmeyebilir, hatta 28in de ay tamam olur, ve 29 olmaz, 29 unda ilk hilal, ters tarafda yani batida gözüküverir, ve batida ise hilal ters tarafda durdugundan, agzi yine şimala bakar vaziytte olur, yani elini ay yap, tepede döndür, anlarsin dogudan batiya dogru battigini hesap et ve döndür, sebebini anlarsin, ve öyle olunca, ilk hilal 29 olunca ay 28 cekmiş olur. ve ay 30 a tamamlanmasi onun görülmemesi iledir. ve öyle astronomlar görmedi diye degil, ve mesele birde, hic bir yerde muhammedin ve müminlerin isimlerinden olan birisi dogmazsa, o ilk hilal gecesi hilal görülmez, ve ay meşhudda dogar, yani karanlik burcda dogar, ve yani kafir ve ve münafik ve mecusi,... bir cocuk dogmuş olabilir, öyle olunca ilk bebe bizim olmayinca, yani ramazanin hilai görülmediyse, daha baştan şeytan ve askerleri ramazani yani bütün savaşi ve AYI kazanmiş, müminler kaybetmiş demekdir. demekki dünyada öyle bir günah işletecekki bütün müminler işleyecek ve o gece ve mümin kalmayacak, herkes günahkar olunca, ilk hilalde onun olcak, karanlik hilal, yani ictima kavuşma, onun olcak demekdiryani cima eden o olcak demkdir, yani öyle bu hesap takvim hesabi, ne astronomlarin ne de teleskoplarin uzaydan gözetlemsiyle falan bilinmez yani, anladinmi gafil hoca.


---oOo---

Ahmetler ahmettendir tezinin devami

Bir insanin en az dört versionu var dünyada deniyor, halbuki insan işde gercekden kemailne erince, yani nefsini bilince, tohum verir, ve onun yeni versiyonlari yeniden dogmaya başlar. aynen elma agacinda onlarca elmanin ayni agacin elmalari olmasina ragmen hepsi ayri ayri olup, pazarda satilinca, biri ahmetin evine, biri mehmetin evine gider degilmi, öyle olunca, işde insanin döl vermeside böyle olur. Ahmet= muhammedin, ahmet oldugu kamil insan hali, onun ahmet olarak döl vermiş binlerce hali var, biri ankarada milletvekili ahmet, biri istnbulda aykabi boyacisi, birisi bilmem fransada kasap Ahmet, birisi bilmem amerikada benzinci Ahmet olabilir degilmi, amma elmalar ayri ayri fakat ayni dalin meyvasi olmasi ile, ayni elma özelligi gösterir, ve fakat yiyen insanlara göre, o elmayi amerikadaki ahmet yerse, benzinci ahmet olan elma olur, bilmem fransadaki ahmet yerse, kasap ahmet olur dönüşüm ile, ve hal böyle olunca, işde insanin nefisin erip döl verdigi kendini cogalttigi zaman. işde Ahmetler Ahmetten, mehmetler mehmetten muhmmedler muhammedden tezimizin gercekligi burada yatiyor. yani elmayi nereye dikersen dik, o suyunu güneşini vitaminini aldimi, orada elma özelligi gösteren elmelar meyvalar verir. yani özü bozulmadiysa ondan elma meyvalari dogar, öyle olunca, ahmet icinde böyledir, mehmeti icinde, hz ibrahim icinde, hz ebu bekir,hz fatma icnide böyle. ve hal böyle olunca, dünyada binlerce elmada olsa, o elmalar aslina rucu edince, ASIL olan muhammedse, muhammed dalinin, belki cocugunun, cocugunun, cocugunun, cocuugu olabilir amma, dal muhammedse, o meyva hep muhammed meyvasi verir, yani elmaysa elma armutsa armut. o dal ibrahim daliysa ibrahim meyvasi veriri taaaki özü bozulasiya kadar özü bizulmadikca nefsin erdikce kemal buldukca yeni muahmmad veya yani bir fatma veya yeni bir hz ibrahim olrak dogacakdir, belki meyva verdigi yer iyi degildir ve, o elmanin icine kurt girmiş olabilir amma, o onun safligindan temizliginden kandirilidigindandir, yoksa elmaya kurt girmiş olmasi elmanin elma olmasina engel degilidir. bu kadar derin felsefe bir numara agir oldu sizlere, hele bunu bir ögütün eritin hazmedin, bu konuya sonra devam ederiz.

---oOo---
Semadaki YILDZLAR

işde bizlerin bu bedenlerimizin haricinde, birde enrji boyutu olan birde enerji topagimiz, yildizimiz vardir, ve o yildiz halini, doguda isek dogudakiler yatinca, batidakiler uyaniksa batidakilerin üstüne dogar, ve onlar görür. yok batidakiler uyuyursa, bu seferde dogudakilerin üzerine dogup, dogudakiler o enerji topagimizi görürler. ve taaaki biz dinlenmek icin uyuyana kadar. biz uyuyunca enerji topagimizda görünmez olur, bunun bir aciklamasinida şöyle yapacagiz : evdeki lambalarin cogunun, acma kapama dügmesi, hemen kapinin yaninda olmasina ragmen, o işik veren ampul ise, tavandadir. yani onun dügmesinin kapinin yaninda olmasi onun tavandan bize işik vermesine engel degildir. yani insanin ayaklari her ne kadar yere baasiyor ve dünyada olsada, başi arşa degecek kadar yüksekdedir, ve onun eger cakralari calişiyor, ve imanli bir kimse ise, işde onun nuru ve ziyasi varsa, o taaa semada bir yerde onun enerji bedeni vardir, ve o uyanik oldugu sürece dünyadakilere işik sacar, ve ayni onun amerikada olmasi, yani dügmenin bilmem kapinin yaninda olmasi, onun yildizinin türkiyeden görülmesine engel degildir. yani lamba tavanda asili olabilir, ve işiginin ordan sacinca, odanin tamamindan görülüp tamanini aydinlatir degilmi, ve işde insanlar, ne kadar insan tarafindan taniniyor ve biliniyorsa yildizi o kadar parlak ve büyük ve kavidir. ve mahallesindeki üc beş kişinin tanidigi bir kimsenin yildizi ise, sönükdür, ve tanincak bir faaliyet gösteremeyen binin yildizini ancak bir kac kimse görebilir ve bilebilir yani. ve büyük yildizlar aynen dünyadaki sanatci, prof., amir,memur, zengin, ve alim kimseler gibi taninmiş kimselerin nuru ve ziyasidir. tanindigi oranda parlak ve güclüdürler, ve birde imanlari derecesinde onlarin işigi ve nuru, diger insanlara yol gösterci olup, yollarina işik tutar.

---oOo---

AKINTIYA TERS YÜZEN SOMON TÜRKLER

Yine başka bir konu ise, dün "Made in Germany" diye bir kalite unsuru vardi, alman maliysa aldigin bir alet, evladiyelikdi, kalite kokuyordu, kalite tütüyordu, senelerce kullaniliyordu. bu gün ise Çin bu teknoloji ve pazara girdi ve Çin malı diye birşey çıkdı ve ayni marka mal Çinde veya maliyeti ucuz ülkelerde imal ettiriliyor ve, ve bugün:" bozulursa, at yensini al" kurali gecerli, ve evladiyelik bir mal kalitesi yok oldu artik. ve o kural artik gecerli degil bile, cünkü daha iki sene önceki, o klasik ilk cep telefonlari varken, onlardaki kalite "Made in Germany" kalitesinde yani evladiyelik saglam mal olmasi bir işe yaramaz, cünkü iki üc sene gecdi, aklilli telefonlar cikdi artik, o eski telefonlar ne işe yarayacak, kaliteli olmasida bir işe yaramaz, evladiyelik olmasida işe yaramaz, cünkü bu gün bilgisayar gibi akilli telfonlar cikdi, ve onlar tedahülden kalkdi degilmi, yoksa, ben hala bu eski telefonlari kullancan bu alman mali "made in Germany" diye bu konuda iddia edip eski telefon kullanmak cahillikdir, ve öyle olunca daha dün denebilcek bir tarihde, dünyayi sarsan osmanli imp. sonunda devrini tamam etti, ve yikildi, ve yerine, şükürkü Mustafa Kemalin cesareti ve dehasi sayesinde TC. Kuruldu. ve haala osmanli davasi güdüp, II. mahmut fesi takan, şalvar giyip cüppe giyen ahmklar, ve osmanliyi dirlitcez diyen ahmaklar, aynen araba kolleksiyoncusu olan, OLD timer araba meraklilari gibi, taka tuka arabaya binmek gibidir,tamam tarihdir güzeldir amma, onun süresi doldu azizim, bugünün ihtiyacini, dünkü arabalar artik karşilamaz, yine dünkü telefonlar, dünkü televizlyonlar bugünün ihtiyacini karşilamyior. ve insalik ileri giderken, bu osmanli sevdali a türk bilenem olmayan türkler, haala daha ters tarafa gitmyee calişan, akintiya ters yüzen somon baliklari gibi somonluk yapiyorlar.

___oOo___


Bir insanin yetişmesi adam olmasi ne kadar zor


yeni dogan bir cocukdan başliyalim, önce anne demesini ögrencek, acikinca annesini cagirabilmesi icin, sonra ayakda durmasini ögrencek, sonra sütü mamayi birakip yemesini ögrencek, sonra kendini savunmasini ,sonra konuşmasini,sonra okumasini, sonra yazmasini, sonra bir egtim süreci ,sonra mesleki egitim, sonra askerlik, sonra iş aş arama işleri, sonra evlenip coluk cocuga karişmak, sonra evin gecimi, evin eşyasi, at araba silah derken bir adamin, adam olmasi bu kadar emek ve hizmet gerektiriyor. ve bu hizmetleri verecek anne baba gibi, ögretmen, patron komutan ,galerici, sütcü,etci, ciftci, inek, at, araba,şoför, okul ,kitap, kalem, ekmek, aş, ve evlenebilmesi icin, yine başka bir anne babanin hizmetinde yetişmiş bir kiz bulmasi lazim,.... daha binlerce hizmetli, ay, güneş, felekler, burclar, hava, oksijen, demir, bakir, agac,yaprak ,kuş ,kurt,.... yani öyle olunca, ve bu yetişmiş, Allahin halifesi konumundaki bir adami, bir kadini, bir askeri, öyle öldürüp gecmek, işde bu kadar emegin heba olmasi demekdir, Allahin harcadigi emegemi yanalim, anasinin babasininkinemi, ögretmeninkinemi, komutaninkinemi, akrabsininkinemi, tarlalari süren trktörün benzininemi yanalim, onun icin ekmek yapilcak bugdayi eken, tarlalari süren, eken bicen, hasat eden insanlarin emeginemi yanalim? bu kadar emek hizmet, bir kahpe kurşun, bir hain düşman, bir şeytan askeri ipne tarafindan, veya iki keci sakalli ahmak tarafindan heba ediliyor , lan bir senin hakkin hukukunmu var bu adamda da, bu adami ödürüp bütün bu emekleri heba ediyon. Allah, aslanindan artani kurta, kurttan artani, tilkiye, tilkiden artani fareye yediripde, hic birşeyi zayi etmezken, ahmak insanoglu bütün emekleri heba edip terör estiriyor. ve insan yani halifeyi ruyi zemin öldürüyor, bu kadar kolaymi bu insanlik öldürmek lan dangil köpek, insanlik bu kadar ucuzmu, hicmi emegi yok Allahin, o insanin üstünde? Allah firavunu yaratmiş, o ona isyan etmesine ragmen, iki tane peygamber yollamiş firavun gibi birini adam etmek icin, senin heba ettigin insanin hicmi hakki yok, bir tek seninmi hakkin var bu düynada yaşamaya , yemeye icmeye dangil köpek,
Allahda bu kainati yaratmiş, onun tam göbegi olan bizim güneşimizin gezegeni olan düyanin icine, insani halifeyi ruyu zemin kilmiş, ki onun eliyle bu dünya mamur olsun diye. yani onu (dünyayi) faydali hale getirmesi icin akil fikir izan vermiş, ve insan bu dünyayi mamur etmekle görevli iken, insalik nereye dogru gidiyorda, dünyayi mamur edip yapmak yerine, yikip yumuyor, bu kadar mankafami oldunuz lan.

kazi koz anlqyan" ahmnaklar

ve biz sonbahar menziline girdiysek, artik belayida sevmek gerek deyince, bunu yine "kazi koz anlayan" ahmaklar diyorki : hic insan düşmanini severmi diyor,
dikkat sira bize geldi konuşma ve cevap sirasi :
Lan angutlar, daha düne kadar şeytani dost edinip, şeytanin dediklerini tutanlar sizdiniz, ve bütün şeytanliklari yapanlar sizdiniz, ve şeytan icin kuranda " o sizin en büyük düşmaniniz" diyorken, siz şeytanin amellerini seve seve yaparken, insanin en büyk düşmani olan şeytani, sevip dost edinirken oluyorda, biz zaman karanlik ve gecenin uzadagi sonbahar kiş menzilyise geceyide karanligida sevmek lazim deyincemi olmadi ahmak köpekler. siz yapinca oluyor biz deyince olmuyormu ,haaaa beyni dumura ugramiş ahmak,
biber aci olmasina ragmen, agzi yana yana aci biber ve aci soslu ketchuplu, etler sucuklar yiyen cokdur. seviyormu adam, agzida kicida yanmasina ragmen, aciyi seviyormu seviyor, öyleyse benim sözümü niye garipsiyon ahmak, yine sogan aci olabilir degilmi amma, aci da olsa bazen sogan katik olur, iştahi olmayanin iştahini acar ve ekmek yemek yemesini saglar sogan degilmi, öyleyse, acida sevildigi gibi, bunu bizim sözümüzle kiyas et, ve demiyoruz biz, düşmaninla kucaklaş, saril, aman cicim de! amma mesele o degil, yani "hamd" işde sadece cicek, rizik, aş, iş, gelince yapilan teşekkür degil, bazen bela gelincede, Allahim senin bildigini ben bilmem, sen benden bununla hangi belayi uzak ettin, ben bilmem, sen bilirsin, onun icin bunun icinde sana teşekkür degilde hamdederim diyebilmek şuurudur, yoksa bundaki hamd hikmetini anlamayan, düşmanlari ile kol kola gezmeye kalkar , salak işde yine kazi koz anladi degilmi.

Rabbim Mehdi askerleini "kazi koz" anlamakdan ve ahmaklikda muaf eylesin.

--oOo---

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--

[Resim: kirmizi-isik.gif]


Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

[Resim: burdanindir.gif]

https://dosya.1trk.net/uploads/146973756731071.mp3


[Resim: kirmiziisik-2.gif]

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 28 Temmuz 2016 Perşembe

Original Kar © glan

[Resim: kirmizi-isik.gif]

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

https://radyo.karoglan.com/

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan


[Resim: gul.gif]