Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Güzel olan mı hayırlıdır, hayırlı olan mı güzeldir?
#1
20-2014icon 
[Resim: 147761871595472.png]

Güzel olan mı hayırlıdır, hayırlı olan mı güzeldir?

Bu soru, bir hastane odasında 'hastalık da bir nimettir' dediğim anda doktor arkadaşların yüzlerinde oluşan şaşkınlıktan doğdu. Cevabı gayet basit: hayırlı olan güzeldir.

Hiç düşünmeden ifade ettiğiniz anda cevabı gayet basit olan bu soru, biraz düşünme gafletinde bulunursanız, pek çok hemcinsinde olduğu gibi yeni pek çok soruyu doğuracak bir tehlike potansiyeli taşıyor.

Güzel nedir, hayırlı ne demek?

Bir şey güzel olmadığı halde hayırlı olabilir mi, yahut hayırlı olmadığı halde güzel olabilir mi?

Ben bence güzel olanı mı istiyorum, benim için hayırlı olanı mı?

Güzel olduğuna vehmettiğim için istediğim şeylerde hayırsızlık, çirkin olduğunu zannettiğim için sakındığım şeylerde hayır olabilir mi?

Güzel ama hayırsız bir şey hakikatte çirkin; çirkin ama hayırlı bir şey hakikatte güzel değil midir?

Güzel ve çirkin, hayırlı ve hayırsızın benim aklımda ve kalbimdeki mihengi ne?

Bu sorulara ihtimamla dikkat kesilip samimiyetle cevap verdiğimiz anda aslında kendimizi kandırdığımızı fark edeceğiz. Şöyle ki: bilgi, tecrübe ve zanlarımızdan hareketle bir 'güzel' tarifi yapıyoruz. Kendimize bile fark ettirmeyecek ustalıklı bir manevra ile o güzelin adını hayırlı koyup, hayırlıya talip olduğumuz bahanesi ile güzeli istiyoruz. O sözüm ona güzelin bizim için hayırlı olmayabileceği aklımıza gelmiyor. Aslında hayırlı olanı değil; kendimiz için hayırlı olacağına inandığımız şeyi istiyoruz. Bir meçhule razı olmaktansa bir malumu talep etmek daha kolay geliyor. İstediğimiz gerçekleşmediğinde yahut aksi gerçekleştiğinde en mütevekkilimizin dahi 'olanda hayır vardır' sözünü dilinin ucuyla söyleyip geçiştirivermesi işte bundandır.

Neden böyle peki?

Mihengimiz yanlış!

Güzelliğine bütün insanların mutabık olduğu iki nimetten, sağlık ve zenginlikten yola çıkarak açalım mevzuyu.

Nice insanlar vardır ki kendilerini cennetten mahrum cehenneme mahkum edecek bir hayat yaşayabilmeyi, mal ve mülklerinin çokluğuna borçludurlar. Nice insanlar da vardır ki bedenlerindeki sıhhat olmasa, işlemeyi adet haline getirdikleri günahlara takat getirmeleri mümkün olmayacaktır. Hastalığı sebebiyle günah işlemeye güç yetiremeyen, fakirliği sebebiyle istese bile günaha imkan bulamayanları hatırlayalım bir de.

Kişinin dünyasını mamur ederken ahiretini harap eden bir şey için güzel ve hayırlı; dünyasını harap ettiği halde ahiretini mamur eden bir şey için de çirkin ve hayırsız diyemeyiz. Bunu şu şekilde ilkeleştirmek sanırım mümkün:

Ölçüsü dünya olan kişinin hayırdan anladığı, kendisi için güzel olandır.

Bu kişiler kendisi için güzel bir netice yoksa olan şeylerde gizlenen hayrı göremezler.

Ölçüsü öteler olan kişinin güzelden anladığı kendisi için hayırlı olandır.

Bu kişiler de olanda hayır olduğuna inandıkları için olan şeylerde çirkin göremezler.

Soruyu şöyle sormalı o zaman: Ben, kendisi için güzel olana hayırlı diyenlerden miyim; hayırlı olanı güzel görebilenlerden miyim?

Diyebilirsiniz ki zenginlik ve sıhhatini hayır yoluna kullanarak kendisine ahiret akçesi yapabilecek kişinin bunları istemesinin ne mahzuru var?

Hiç bir mahzuru yoktur. İtirazım hayırlı olacağı için değil, güzel olduğu için istenmesinde. Çünkü bunları güzel olduğu için isteyen kişiye fakirlik ve hastalık çirkin gelir, hayırlı olduğu için isteyen kişinin nazarında hastalık ve fakirlik de güzeldir.

Söylesenize Allah aşkına:

Fakirlikten doğan tevazuu satın almaya hangi zenginin malı yeter?

Hastalığın insana verdiği acziyet ve mahviyet bir sıhhatlinin kaç yıl ibadeti ile ele geçer?

O'nun (c.c.) çirkin işi yoktur dostlar, bizim güzel göremeyen gözümüz vardır.

Olmasını istediklerimiz hususunda değil sadece, olanı yorumlama konusunda da bu sağlam mihenge muhtacız. İnsan daha güzel olsaydım keşke der; daha akıllı olsaydım. Güzellik ve akıl birer nimettir zira.

Halbuki çirkin olmak, günaha güzellerden bir adım daha uzak olmak demektir ki bu çok güzeldir. Üstelik laf aramızda hiç bir çirkin güzelliğinin farkında olan bir güzel kadar çirkin değildir.

Akıl bahsinde de aynı... Akıllılar daha akıllı olmanın hayalini kurarlar; deliler daha deli olmanın derdine düşmeyecek kadar akıllıdırlar. Bu köşenin yazarı, deli olmanın kolay zırva bulmanın zor olduğunu bilmesine rağmen, deli olmayı, akıllı olmaktan daha çok istemektedir.

Latife bir yana, sağlık, zenginlik, güzellik, akıl hepsi birer nimettir. Hayra kullanılıp, hayra harcandığı vakit insana ahiret akçesi olurlar. Fakirlik, çirkinlik, hastalık, akılsızlık da asla nikmet değildir.

Türk Dil Kurumu nimeti iyilik, lütuf, ihsan, yararlanılan imkan diye tarif ediyor.

Nikmetin ne olduğunu ise ancak Osmanlıca lügatlerde bulabiliyoruz: şiddetli ceza.

Kendisinde hayır olmayan zenginlik, sıhhat, güzellik, akıl zahiren nimet gibi dursa da hakikatte nikmettir.

İçinde hayır gizlenen fakirlik, çirkinlik, hastalık, çok akıllı olmamak ise zahiren nikmet gibi dursa da hakikatte nimettir.

Güzel olduğunu düşündüğümüz için hayırlı olduğuna vehmettiğimiz şeyleri değil; çirkin olduğunu zannetsek bile bizim için hayır murad ettiği şeyleri isteriz Rabbimiz'den.

Çünkü biz biliriz ki: güzel olan her zaman hayırlı olmayabilir; fakat hayırlı olan mutlaka ve daima güzeldir.

Serdar Tuncer




Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi