Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Selam ile ilgili Ayet Ve Hadisler
#1
Muhammed-1 
[Resim: 149763418380191.png]

SELAM İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Kuranda selam

Kuranda selam ile alakali tahmini 36 ayet geçiyor
4 : 86 - Siz bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
4 : 94 - Ey İman edenler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman, mümini kâfirden ayırmak için iyice araştırın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının menfaatini gözeterek, "Sen mümin değilsin" demeyin. Allah katında çok ganimetler var. İslâm'a ilk önce girdiğiniz zaman siz de öyle idiniz. Sonra Allah size lutufta bulundu. Onun için iyice araştırın. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
6 : 54 - Â yetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle : Selam olsun size! Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizden her kim bilmeyerek bir kötülük işleyip de sonra arkasından tevbe eder, kendini düzeltirse, muhakkak ki O, bağışlayan, esirgeyendir".
7 : 46 - Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A'raf üzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere : "selâm olsun size" diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir.
10 : 10 - Onların oradaki duaları : "Allahım, sen yücelerden yücesin"; sağlık dilekleri "selâm", dualarının sonu da "Âlemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun." diye şükretmek olacaktır.
11 : 48 - "Ey Nuh!" denildi, " Bizden bir selâm sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ümmetlere, kutluluk dileğiyle gemiden in. İlerde kendilerini bir çok nimetten faydalandıracağımız, sonra da bu yüzden kendilerine tarafımızdan acıklı bir azap dokunacak nice ümmetler olacaktır."
11 : 69 - Andolsun ki, İbrahim'e de elçilerimiz ( melekler) müjde ile geldiler ve "selâm" dediler, o da "selâm" dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.
13 : 24 - "Sabrettiğiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir!"
14 : 23 - İman edip salih ameller işleyenler ise, Rablerinin izniyle içinde sürekli kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetlere konulurlar. Oradaki dirlik temennileri "selâm!"dır.
15 : 52 - Hani melekler, İbrahim'in yanına girdikleri zaman, "selam" demişler, İbrahim de onlara : "Biz sizden korkuyoruz" demişti.
16 : 32 - Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat halde alırlar. "Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girin cennet'e..." derler.
19 : 15 - Doğduğu gün, öleceği gün ve dirileceği gün ona selam olsun.
19 : 33 - "Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir."
19 : 47 - İbrahim şöyle dedi : "Selâm sana olsun, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü o, bana çok lütufkârdır."
19 : 62 - Onlar orada boş bir söz işitmezler. Ancak "Selam" işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır.
20 : 47 - Hemen gidin de Firavun'a deyin ki : "Biz Rabbinin ( sana gönderilen) elçileriyiz. Artık İsrailoğulları'nı bizimle gönder, onlara azab etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam doğru yolda gidenleredir."
24 : 27 - Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir. Herhalde ( bunu) düşünüp anlarsınız.
24 : 61 - A'maya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. Sizin için de gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarına malik olduğunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir güçlük ve günah yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından mübarek ve güzel bir yaşama dileği olarak kendinize ( birbirinize) selam verin. İşte Allah düşünüp anlayasınız diye size âyetlerini böyle açıklar.
25 : 63 - O çok merhametli Allah'ın ( has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman ( incitmeksizin) "selam" derler ( geçerler).
25 : 75 - İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükafatlandırılacaklar, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.
27 : 59 - ( Resulüm!) de ki : "Hamd olsun Allah'a, selam olsun seçkin kıldığı kullarına. Allah mı hayırlı, yoksa O'na koştukları ortaklar mı?"
28 : 55 - Onlar, boş söz işittikleri zaman, ondan yüz çevirirler ve "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selam olsun. Biz kendini bilmezleri istemeyiz" derler.
33 : 44 - O'na kavuşacakları gün müminlere esenlik dileği selâmdır. ( Allah) onlar için cömertçe bir mükafat hazırlamıştır.
33 : 56 - Gerçekten Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin.
36 : 58 - ( Onlara) Rahîm olan Rab'den "selâm" sözü vardır.
37 : 79 - Bütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun.
37 : 109 - Selam olsun İbrahim'e...
37 : 120 - Selam olsun, Musa ile Harun'a.
37 : 130 - Selam olsun İlyâsîn'e .
37 : 181 - Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun.
39 : 73 - Rablerinden korkanlar da bölük bölük cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardıkları zaman kapıları açılır ve bekçileri onlara : "Selâm sizlere, ne hoşsunuz! Ebedî olarak içinde kalmak üzere haydi girin oraya!" derler.
43 : 89 - Ey Muhammed! Şimdilik sen onlara aldırma ve : "Size selâm olsun." de. Onlar yakında bilecekler!
51 : 25 - Hani onlar İbrahim'in huzuruna girmişlerdi de "Selam sana!" demişlerdi. İbrahim : "Size de selam" demiş, ve içinden : "Bunlar tanınmamış bir topluluk!" diye geçirmişti.
56 : 26 - Duydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.
56 : 91 - "( Ey sağcı), sana sağcılardan selam!"
58 : 8 - Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri şeyi yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar. Kendi içlerinden de "bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kötü dönüş yeridir orası!


SELAM İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER



Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in aranızda yayın buyurdukları selam ile ilgli ayet ve hadisleri istifadenize sunuyoruz.

SELAMLAŞMA İLGLİ AYET-İ KERİMELER

“Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” ( Nisâ Sûresi 86)

“Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine ( ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu ( müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” ( Nisâ Sûresi 94)

“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip ( izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.” ( Nur Sûresi 27)

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. ( Nur Sûresi 61)

“Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der ( geçer)ler.” ( Furkan Sûresi 63)

“Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selâm olsun size ( bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz” derler.” ( Kasas Sûresi 55)

“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.” ( Ahzâb Sûresi 56)

“Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası!” ( Mücâdele Sûresi 8 )

SELAMLAŞMA İLE İLGLİ HADİS-İ ŞERİFLER

Selâmın ve Selâmlaşmayı Yaygınlaştırmanın Fazîleti ile İlgili Hadisler

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi :

Bir adam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e :

– İslâm’ın hangi özelliği daha hayırlıdır, diye sordu? Resûl-i Ekrem :

“Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selâm vermendir” buyurdu. ( Buhârî, Îmân 20; İsti‘zân 9, 19; Müslim, Îmân 63.)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Allah Teâlâ Âdem sallallahu aleyhi ve sellem’i yaratınca ona :

– Git şu oturmakta olan meleklere selâm ver ve senin selâmına nasıl karşılık vereceklerini de güzelce dinle; çünkü senin ve senin çocuklarının selâmı o olacaktır, buyurdu. Âdem aleyhi’s-selâm meleklere :

– es-Selâmü aleyküm, dedi. Melekler :

– es-Selâmü aleyke ve rahmetullâh, karşılığını verdiler. Onun selâmına “ve rahmetu’l-lâh”ı ilâve ettiler. ” ( Buhârî, Enbiyâ 1; İsti’zân 1; Müslim, Cennet 28 )

Ebû Umâre Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize şu yedi şeyi emretti : Hasta ziyaretini, cenâzeye iştirak etmeyi, aksırana hayır dilemeyi, zayıfa yardım etmeyi, mazluma yardımcı olmayı, selâmı yaygın hale getirmeyi ve yemin edenin yemininin yerine gelmesini temin etmeyi. ( Buhârî, Mezâlim 5; Müslim, Libâs 3)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız. ” ( Müslim, Îmân 93)

Ebû Yûsuf Abdullah İbni Selâm radıyallahu anh şöyle dedi :

Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i :

“Ey insanlar! Selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabalarınızla alâkanızı ve onlara yardımınızı devam ettiriniz. İnsanlar uyurken siz namaz kılınız. Bu sayede selâmetle cennete girersiniz” buyururken işittim. ( Tirmizî, Kıyâmet 42)

İmrân İbni Husayn radıyallahu anhümâ şöyle dedi :

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve :

– es-Selâmü aleyküm, dedi. Hz. Peygamber onun selâmına aynı şekilde karşılık verdikten sonra adam oturdu. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem :

– “On sevap kazandı” buyurdu. Sonra bir başka adam geldi, o da :

– es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah, dedi. Peygamberimiz ona da verdiği selâmın aynıyla mukâbelede bulundu. O kişi de yerine oturdu. Hz. Peygamber :

– “Yirmi sevap kazandı” buyurdu. Daha sonra bir başka adam geldi ve :

– es-Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh, dedi. Hz. Peygamber o kişiye de selâmının aynıyla karşılık verdi. O kişi de yerine oturdu. Efendimiz :

– “Otuz sevap kazandı” buyurdular. ( Ebû Dâvûd, Edeb 132)

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana :

– “Şu zât Cibrîl aleyhi’s-selâm’dır; sana selâm ediyor” buyurdu. Ben de :

– Ve aleyhi’s-selâm ve rahmetullâhi ve berekâtüh, dedim. ( Buhârî, Bed’ü’l-halk 6; İsti’zân 16; Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 90–91)

Bu hadis, Buhârî ve Müslim’in bir kısım rivayetlerinde buradaki şekilde “ve berekâtüh” ziyadesiyle, bazı rivayetlerde ise “ve berekâtüh” olmaksızın nakledilmiştir. Kaide olarak, güvenilir râvilerin ziyadesi makbuldür.

Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bir söz söylediği zaman, onunla ne kasdettiğinin iyice anlaşılması için sözünü üç defa tekrarlardı. Bir topluluğun yanına geldiğinde onlara üç defa selâm verirdi. ( Buhârî, İlm 30; İsti’zân 13)

Mikdâd radıyallahu anh, uzun bir hadisinde şöyle dedi :

Biz, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in süt hissesini ayırıp kaldırırdık. Resûl-i Ekrem geceleyin gelir, uyuyanı uyandırmayacak, uyanık olanlara işittirecek şekilde selâm verirdi. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bir gece geldi, yine her zamanki gibi selâm verdi. ( Müslim, Eşribe 174)

Esmâ Binti Yezîd radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün mescide uğradı. Kadınlardan oluşan bir cemaat orada oturmaktaydı. Hz. Peygamber onlara eliyle işaret ederek selâm verdi. ( Tirmizî, İsti’zân 9)

Ebû Ümâme radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“İnsanların Allah katında en makbulü ve O’na en yakın olanı, önce selâm verendir. ” ( Ebû Dâvûd, Edeb 133)

Ebû Cürey el-Hüceymî radıyallahu anh şöyle dedi :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve :

– Aleyke’s-selâm yâ Resûlallah! dedim. Peygamber Efendimiz :

– “Aleyke’s-selâm deme; çünkü aleyke’s-selâm ölülere verilen selâmdır” buyurdu. ( Ebû Dâvûd, Libâs 24; Tirmizî, İsti’zân 27)

Selâmın Âdâbı ile İlgili Hadisler

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Binitli olan yürüyene, yürüyen oturana, sayıca az olan çok olana selâm verir. ”

Buhârî, İsti’zân 5, 6; Müslim, Selâm 1; Âdâb 46. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 134; Tirmizî, İsti’zân 14

Buhârî’nin bir rivayetinde : “Küçük büyüğe selâm verir” ilâvesi vardır. ( Buhârî, İsti’zân 7)

Ebû Ümâme Suday İbni Aclân el-Bâhilî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“İnsanların Allah katında en makbul olanları, selâma ilk başlayanlardır. ”

Ebû Dâvûd, Edeb 133

Tirmizî’nin Ebû Ümâme radıyallahu anh’den rivayetine göre bir adam :

– Yâ Resûlallah! İki kişi birbirleriyle karşılaşınca onlardan hangisi daha önce selâm verir? diye sordu. Peygamber Efendimiz de :

– “Allah Teâlâ’ya daha yakın olan” buyurdu. ( Tirmizî, İsti’zân 6)

Selâmı Tekrarlamak ile İlgili Hadisler

Ebû Hüreyre radıyallahu anh, namazını, namazın gerektirdiği edeplere riâyet etmeyerek kılan kimse hakkındaki hadisinde belirttiğine göre, o kişi mescide gelip namaz kıldı, sonra Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına geldi ve ona selâm verdi; Resûl-i Ekrem onun selâmına mukâbelede bulundu ve :

“Dön ve namaz kıl, çünkü sen namaz kılmadın” buyurdu. Adam dönüp yeniden namaz kıldı, sonra Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna gelip tekrar selâm verdi. Neticede bu durum üç defa tekrarlandı. ( Buhârî, Ezân 95, 122; Eymân 15; İsti’zân 18 )

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Sizden biriniz din kardeşine rastladığında ona selâm versin. Eğer ikisinin arasına ağaç, duvar ve taş girer de tekrar karşılaşırlarsa, tekrar selâm versin. ” ( Ebû Dâvûd, Edeb 135)

Evine Giren Kimsenin Selâm Vermesi İle İlgili Hadisler

Enes radıyallahu anh şöyle demiştir :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana :

“Yavrucuğum! Kendi ailenin yanına girdiğinde onlara selâm ver ki, sana ve ev halkına bereket olsun” buyurdu. ( Tirmizî, İsti’zân 10)

Çocuklara Selâm Verilmesi İle İlgili Hadisler

Enes radıyallahu anh, çocuklara rastladığı zaman onlara selâm verir ve :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem böyle yapardı, derdi. ( Buhârî, İsti’zân 15; Müslim, Selâm 15)

Erkeğin Kadına Selâm Vermesi İle İlgili Hadisler

Sehl İbni Sa’d radıyallahu anh şöyle demiştir :

Aramızda bir kadın –bir başka rivayette yaşlı bir kadın– vardı. Pazı köklerini alır, onları güvecin içine koyup pişirir, biraz da arpa öğütürdü. Biz cuma namazını kılıp döndüğümüz zaman ona selâm verirdik. O da hazırladığı yemeği bize ikram ederdi. ( Buhârî, İsti’zân 16, Cum’a 40; Hars 21; Et’ime 17)

Ümmü Hânî Fâhite Binti Ebû Tâlib radıyallahu anhâ şöyle dedi :

Mekke’nin fethi günü Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e gelmiştim. Resûl-i Ekrem yıkanıyor, Fâtıma da elinde bir örtüyle ona perde tutuyordu. Ben selâmımı verdim. ( Müslim, Hayz 70-71, Salâtü’l-müsâfirîn 81-82)

Esmâ Binti Yezîd radıyallahu anhâ şöyle dedi :

Kadınlarla birlikte otururken, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza uğradı ve bize selâm verdi. ( Ebû Dâvûd, Edeb 137; Tirmizî, İst’zân 9)

Îman Etmeyenlere Selâm Verip Almak İle İlgili Hadisler

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Yahudi ve hıristiyanlara öncelikle siz selâm vermeyin. Yolda onlardan biriyle karşılaştığınız zaman, eziyet etmemek şartıyla, onları yolun kenarından yürümeye zorlayınız. ” ( Müslim, Selâm 13)

Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Kitap ehli olanlar size selâm verdiklerinde, onlara : Ve aleyküm, deyiniz. ” ( Buhârî, İsti’zân 22, Mürteddîn 4; Müslim, Selâm 6–9)

Üsâme radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, müslümanlar, müşrikler –puta tapanlar– ve yahudilerden oluşan bir topluluğa rastladı ve onlara selâm verdi. ( Buhârî, İsti’zân 20; Müslim, Cihâd 116)

Ayrılırken Selâm Vermek İle İlgili Hadisler

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :

“Sizden biriniz bir meclise vardığında selâm versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selâm versin. Önce verdiği selâm, sonraki selâmından daha üstün değildir. ” ( Ebû Dâvûd, Edeb 139; Tirmizî, İsti’zân 15)





Signing of RasitTunca
Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca

Smileys-2
WWW
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi