-----------------------


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Mısır Sorunu ve Mehmet Ali Paşa İsyanı
#1
Mısır Sorunu ve Mehmet Ali Paşa İsyanı

Mora'nin elden çikmasiyla, oglu Ibrahim'in Mora valisi olma ümidini kaybeden Misir Valisi M.Ali Pasa, II.Mahmut'tan, yardimlarina karsilik, Suriye'nin idaresini istedi. Bu istegin reddedilmesi üzerine M.Ali Pasa harekete geçti ve Filistin ile Suriye'ye girdi (1831). Akka ve Sam, oglu Ibrahim tarafindan ele geçirildi. Ibrahim Pasa, kisa zamanda Anadolu'ya kadar ilerledi.

Konya yakinlarindaki savasta Osmanli ordusunu yenilgiye ugratti. Her birinin ayri hesabi oldugu büyük devletler, telâslanarak araya girmek istediler. Fransa ve Ingiltere'nin anlasamamasi üzerine, Rusya durumdan faydalandi. Zor durumdaki II.Mahmut, Rus ordusunun ve donanmasinin Istanbul yakinlarina gelmesine müsaade etti. Rusya'nin kârli çikmasindan endiselenen Fransa ve Ingiltere, II.Mahmut ile anlasma yapmasi için M.Ali Pasa'ya baski yaptilar. Neticede Kütahya Antlasmasi imzalandi (1833). Bu anlasmayla, Mehmet Ali Pasa, Misir ve Girit'ten baska Sam ve oglu Ibrahim de, Cidde valiligi yani sira Adana'yi uhdelerine alacaklardi. Rusya, yardimlarina karsilik II.Mahmut ile Hünkar Iskelesi Antlasmasi diye bilinen bir anlasma yaparak, Istanbul'daki durumunu kuvvetlendirmeyi basardi (1833). Anlasmaya göre Osmanli Devleti'nin toprak bütünlügünün garantisi ve gereginde Osmanlinin yardimina kosulmasi karsiliginda Rusya, Bogazlarin bütün yabanci savas gemilerine kapatilmasini kabul ettiriyordu. II.Mahmut, Kütahya anlasmasindan memnun degildi. Bu sebeple M.Ali Pasa'ya karsi yeniden harekete geçti. Fakat Osmanli ordusu Nizip'te bir kez daha yenildi (1839). Üstelik Kaptan Pasa, Osmanli donanmasini Misir'a teslim etmisti. Bu arada II. Mahmut ölmüs ve yerine I.Abdulmecit geçmisti (1839-1861).

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin gücünü kaybetmesi ve merkezî otoritesinin
zayıflaması bazı eyaletlerdeki valilerin isyan etmesine ortam hazırlamıştır.
Bunlardan en önemlisi Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’nın isyanıdır.

Osmanlı Devleti Yunan isyanını bastırma karşılığında Mehmet Ali Paşa’ya Mora ve
Girit valiliklerini vermeyi vaadetmişti. Ancak Yunanistan’ın bağımsız olması ile
Mora, Osmanlı Devleti’nin elinden çıkmıştı. Mehmet Ali Paşa, Osmanlı
Devleti’nden Mora’nın yerine Girit ve Suriye valiliğini istedi. II. Mahmut, bu
isteği kabul etmeyince Mehmet Ali Paşa oğlu İbrahim Paşa komutasındaki orduyu
Suriye üzerine gönderdi. Suriye’yi ele geçiren İbrahim Paşa Adana’ya girdi. Peş
peşe Osmanlı ordularını yenerek Kütahya’ya kadar ilerledi.

Mehmet Ali Paşa artık Anadolu’yu hatta Osmanlı Devleti’ni ele geçirme planlarını
yapmaya başladı. Mehmet Ali Paşa ile tek başına mücadele edemeyeceğini anlayan
II. Mahmut İngiltere ve Fransa’dan yardım istedi. Ancak bu devletler, durumu
Osmanlı Devleti’nin iç sorunu olarak değerlendirip yardım etmediler. Hatta
Fransa, Mehmet Ali Paşa’yı destekler tavırlar sergiledi. II. Mahmut daha sonra
“Denize düşen yılana sarılır.” diyerek Rusya’dan yardım istedi.

Rusya, yardım isteğini kabul ederek donanmasını İstanbul’a gönderdi. Rusya
Osmanlı Devleti’ne yardım ederek Boğazlardan serbestçe geçebileceğini
düşünüyordu. Rus donanmasının İstanbul’a gelmesi İngiltere ve Fransa’yı
kaygılandırdı. Durumun önemini kavrayan İngiltere, Fransa ve Avusturya’yı da
yanına alarak Osmanlı Devleti’ne yardım etmeye karar verdiler. Rusya’nın sıcak
denizlere inmesine engel olabilmek için Rusya’ya karşı Osmanlı Devleti’ni
desteklediler. Rusya’nın İstanbul’dan uzaklaştırılmasının yolu Osmanlı padişahı
ile isyancı valinin uzlaştırılmasıyla mümkündü. Bu amaçla Mehmet Ali Paşa’ya
baskı yaparak Osmanlı Devleti ile 1833’te Kütahya Antlaşması’nın yapılmasını
sağladılar. Bu antlaşmaya göre:

– Mehmet Ali Paşa’ya Girit ve Mısır valiliklerinin yanı sıra Şam valiliği
verildi.

– Oğlu İbrahim Paşa’ya Cidde valiliği ile Adana valiliği verildi.

Osmanlı Devleti, Kütahya Antlaşması ile bir valisine boyun eğmiş oldu. II.
Mahmut antlaşma yapılmasına rağmen Mehmet Ali Paşa’ya güvenemiyor ve tekrar
saldırıya geçmesinden endişeleniyordu.

Osmanlı Devleti, İngiltere ve Fransa’ya da güvenemediği için Rusya’nın
desteğinin devam etmesini sağlayabilmek amacıyla Ruslar ile Hünkâr İskelesi
Antlaşması’nı imzaladı. Bu antlaşmaya göre:

– Osmanlı Devleti bir saldırıya uğrarsa masrafları karşılanmak şartıyla Rusya,
Osmanlı Devleti’ne yardım edecekti.

– Rusya, bir saldırıya uğrarsa Osmanlı Devleti, Boğazları Rusya’nın savaştığı
devlete kapatacak; Rus gemilerinin Boğazlardan geçişine izin verecekti.

– Antlaşma sekiz yıl geçerli olacaktı.

Bu antlaşma ile Rusya’nın Karadeniz’deki güvenliği sağlanmış oldu. Rusya –
Osmanlı yakınlaşması ve Rusya’nın Boğazlardan serbest geçiş hakkı elde etmesi
Boğazlar sorununun çıkmasına yol açtı.Ayrıca bu antlaşma Osmanlı Devleti’nin
Boğazlar konusunda son kez tek başına karar verdiği antlaşma olmuştur.

Osmanlı Devleti Mısır sorununun çözümünde İngiltere’nin desteğini sağlamak için
İngilizlerle yanda maddeleri görülen Balta Limanı Ticaret Antlaşması’nı imzaladı
(1838). Bu antlaşmayla Osmanlı pazarlarına giren yabancı mallar artmış, ticaret
gelirlerinin büyük bir bölümü İngilizlerin eline geçmiştir.

Kütahya Antlaşması tarafları memnun etmemişti. Mehmet Ali Paşa, 1838’de Osmanlı
Devleti’ne ödemekle yükümlü olduğu vergileri yollamadı ve yeniden bağımsızlığını
ilan etti. Bu olay üzerine II. Mahmut, Mehmet Ali Paşa’ya karşı savaş açtı.
Nizip’te yapılan savaşı Mehmet Ali Paşa kazandı.

Bu sırada II. Mahmut öldü, yerine oğlu I. Abdülmecit padişah oldu. İngiltere,
Avusturya ve Prusya; Rusya’nın yeniden İstanbul’a gelmesini önlemek için olaya
müdahale ettiler. 1840’ta Londra’da bir konferans toplanmasını sağladılar.
İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya’nın da katıldığı bu konferansın sonunda
Londra Antlaşması (1840) imzalandı. Bu antlaşmaya göre:

Mısır hukuki yönden Osmanlı Devleti’ne bağlı kalacak fakat Mısır valiliği
babadan oğula geçmek şartıyla Mehmet Ali Paşa’ya bırakılacaktı. Suriye, Adana ve
Girit Osmanlı yönetimine bırakılacaktı.

Londra Antlaşması’nın maddeleri Mehmet Ali Paşa tarafından kabul edilmeyince
İngiltere, Osmanlı Devleti ve Avusturya Beyrut’a asker çıkardılar. Mısır
kuvvetleri yenilince Mehmet Ali Paşa, Londra Konferansı kararlarını kabul etmek
zorunda kaldı.

------

1831-1833 Osmanlı-Mısır Savaşı


1831-1833 Osmanlı-Mısır Savaşı, Birinci Osmanlı-Mısır Savaşı ya da İlk Suriye Savaşı, Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Osmanlı Devleti'ne karşı Filistin, Lübnan, Suriye ve Anadolu'ya düzenlediği seferdir.

Savaş Öncesi

1822'de Girit'deki Yunan isyanının bastırmak için Osmanlı Devleti hukuken devletin valisi ama gerçekte gayet bağımsız olan Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'dan donanma desteği istemişti. Kavalalı Mehmet Ali Paşa bu destek verilirse kendisine Şam valiliğinin de verileceğini beklemekte idi. Girit'e gidip Osmanlı donanmasına destek sağlayan Mısır donanması ile bu isyan bastırılmıştı. Bundan sonra Kavalalı Mehmet Ali Paşa kendisine vadedilen Suriye valiliğinin sonradan kendine verilmemesinden dolayı Babıali'deki Osmanlı hükümetine zaten kırgın idi.

1825'de çıkan Mora İsyanı'nı bastırmak için de Osmanlı devleti hukuken devletin valisi ama bağımsız olan Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'dan donanma desteği istedi. Bu sefer Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Mora Valiliği ve Kandiye (Girit) Valiliği isteği kabul edildi. Mısır valisi oğlu Kavalalı İbrahim Paşa komutasında Mısır donanması Mora kiyilarina geldive Osmanlı donanması ise İskenderiye'den taşınan takviye Misir ordusu kara birlikleri Mora'daki Osmanli ordusuna katildi. Bu ordu kullanılarak en sonunda Missolonghi kalesinin kuşatma ile alınmasından sonra isyancı Yunanlar yenildi. Fakat Britanya, Fransa ve Rusya'nın başı çektikleri ve 1815 Viyana Kongresi'nden sonra "Kongre Sistemi"ni uygulayan, "Büyük Güçler (Devlet-i Muazzama)" bu sistemin amacı olan meşru hükümdarların irsi haklarını halk hareketlerinden ve halk devrimlerinden korumak iken, Yunan isyanı karşısında prensiplerini değiştirdi ve Yunan isyancılarının tarafını tutup Osmanlı Devleti'nden Yunanistan'a bağımsızlık vermesini istedi. Britanya, Fransa ve Rusya'nın katıldıkları bir donanma Mora'ya gönderildi. Bu "Büyük Güçler" donanması ile Osmanlı ve Mısır donanması arasında 20 Ekim 1827'de yapılan Navarin Deniz Savaşı'nda Osmanlı-Mısır donanması yenik düştü ve Osmanlı-Mısır donanması tahrip edildi. Bu deniz savaşından sonra Rusya yine Ortodoks Hristiyanlarının ve Yunanistan'ın koruyucusu olarak 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nı başlattı. 1829'da Rus orduları Osmanlılara karşı galip gelerek Edirne önlerine kadar geldiler. 14 Eylül 1829'da imzalanan Edirne Antlaşması ile Yunanistan bağımsızlık kazandı ve Kavalalı Mehmet Paşa'ya valiliği vadedilmiş Mora yarımadasının egemenliği bu yeni devlete verildi.

Böylece Osmanlı-Mısır ilişkilerinde "Mısır Sorunu" adı verilen sorunlar ortaya çıktı.

Osmanlı hükümeti 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı için Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan Mısır ordusundan takviyeler göndermesi isteyince Kavalalı Mehmet Ali Paşa aşırı şartlar ve isteklerde bulunarak bu takviyeyi sağlamaktan çekinmişti.

1829'de Mora'nın bağımsız Yunanistan'a verilmesi üzerine Kavalalı Mehmet Ali Paşa'ya Mora valiliği verilmesi için 1816'da verilen vaadin gerçekleştirilmesi imkansız olmuştu. Kavalalı Mehmet Ali Paşa bu sefer bu valiliğe karşıt bir diğer Osmanlı eyaleti olan Şam (Suriye) valiliğini istedi. Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın genişleme siyasetinden çekinen Osmanlı Hükümeti bu isteği reddetti. Bundan sonra Kavalalı için Suriye'yi eline geçirmek bir amaç oldu ve bu bölgeyi ele geçirmek için bahaneler aramaya koyuldu.

İstanbul'da Koca Hüsrev Paşa tavsiyesi ile sadrazam Topal İzzet Mehmed Paşa azledildi ve 28 Ocak 1829'da Reşid Mehmed Paşa sadrazam yapıldı. Bu sadrazam Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile "Mısır Sorunu"'na çözüm bulmakla görevlendirilmişti.

Mısır Hidivliği ordularının Suriye'ye girip ilerlemesi

1831'de Osmanlı Devleti Akka valisi olan Abdullah Paşa bu şehirde bulunan 6.000 fellahın askerlik etmemek nedeni ile Mısır'a kaçtığını ileri sürerek hukuken hala Osmanlı Devleti'nin Mısır Valisi olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan bunların geri gönderilmesini isteyip iki "eyalet" arasında bir anlaşmazlık ortaya çıkarttı. Bu anlaşmazlık Suriye'yi eline geçirmek için bir bahane arayan Kavalalı Mehmet Ali Paşa için tam zamanında çıkmıştı. Kavalalı Mehmet Ali Paşa anlaşmazlığı çözmek için Akka'ya Mısır askeri gönderdi ve Mısır ordusu bu kaleyi 3 Kasım 1831'de kuşatmaya aldı.

1831'de Kavalalı Mehmet Paşa oğlu Kavalalı İbrahim Paşa komutası altında Mısır ordusunu Suriye'ye hücuma yolladı. Mısır donanması da "İbrahim Yakan Paşa" komutasında Yafa'ya çıkartma yaptı ve Kudüs'e yürüyüp bu şehri işgal etti. Mısır ordusu çok geçmeden Filistin ve Lübnan'ın Akdeniz kıyılarını, Akka hariç, fethettiler. Sadece Osmanlı valisi Abdullah Paşa komutasında bulunan Akka Mısır güçlerinin kuşatmasına direnmeye başladı. Nisan 1832'de İstanbul'da gayet nüfuzlu olan Serasker Koca Hüsrev Mehmet Paşa, Ağa Hüseyin Paşa'yı Anadolu serdâr-i ekremliğine tayin ettirdi ve onun emrine 45.000 kişilik bir ordu verildi. Bundan sonra Mısır ordusuna karşı yapılan mücadelenin genel hatları İstanbul'da Serasker olan Koca Hüsrev Mehmet Paşa tarafından planlanıp uygulanmaya koyulmaya başlandı.

Altı ay süren bir kuşatmadan sonra 27 Mayıs 1832'de Akka kalesi Mısır güçleri ellerine geçti. Kavalalı İbrahim Paşa ordusu sonra Şam'ı aldı. 8 Haziran'da Humus'da bir Osmanlı ordusu ile yaptığı muharebede galip geldi ve bu şehri ele geçirdi. 17 Temmuz'da Halep Mısır ordusu eline geçti. 29 Temmuz 1832'de serdar-ı ekrem Ağa Hüseyin Paşa'nın komutasında İstanbul'dan gönderilen Osmanlı ordusu ile Kavalalı Ibrahim Paşa komutasi altindaki Mısır ordusu arasında Belen Geçidi'nde büyük Belen Muharebesi yapıldı. Bu muharebede de Mısır ordusu galibiyet elde etti. 30 Nisan günü Belen Geçidi Mısır ordusu eline geçti ve Mısır güçleri Çukurova'ya girdiler. 31 Temmuz'da Tarsus ve Adana Mısır ordusu eline geçti. Burada Mısır ordusu Suriye'yi tümüyle eline geçirdiği için hedefine erişmişti. Kavalalı İbrahim Paşa Kahire'de olan babası Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan gelecek emirleri beklemek için ordusunun harekatını bir müddet durdurdu.

Fakat İstanbul'da Serasker Koca Hüsrev Mehmet Paşa yeni bir Osmanlı ordusunu serdar-ı ekrem olarak Sadrazam Reşid Mehmet Paşa komutasında Anadolu'ya gönderdi. Çukurova'da bulunan İbrahim Paşa komutasındaki Mısır ordusuna bu haber erişince Mısır ordusu Torosları geçerek Anadolu'ya geçti. İki ordu 21 Aralık 1832'de Konya ovasında Konya Muharebesi'ne giriştiler. Bu muharebe ortasında Osmanlı serdar-ı ekremi sadrazam Reşid Mehmet Paşa yaralı düştü. Bu yaralanması yüzünden Mısır kuvvetlerine esir oldu ve komutası altındaki Osmanlı ordusu yenik düştü. Osmanlı ordusundan kalanlar Kütahya'ya çekildiler.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa Avrupalı "Büyük Güçler"'in "Kongre Sistemi" prensiplerini uygulayıp duruma müdahale etmelerini önlemeye çok önem vermekteydi. Bu nedenle çok yavaş ve dikkatli hareket etmekte idi. Örneğin Mısır ordularının ellerine geçirdikleri Filistin, Suriye ve Anadolu'da Cuma hutbelerinde yine Osmanlı Sultanı II. Mahmud'un adı geçmekteydi. Bu yörelerde kendi adına ve kendi ismini taşıyan para bastırmayıp yine Osmanlı sikkeleri tedavülde bulunmakta idi. Ayrıca Kavalalı Mehmet Ali ordularının Anadolu'da ilerlemesi sırasında İstanbul'a girerlerse sadece Sultan II. Mahmud'un değiştirileceğini ve onun yerine daha çocuk olan oğlu Abdülmecid'in tahta çıkartılacağını, özellikle müttefiki olan Fransa'ya, duyurmuştu.

Mısır ordusuna sanki İstanbul yolu açıktı ama ordunun tedarik yolları gittikçe uzamıştı. Osmanlı Devleti ise Mısır ordusunun tedarik yapınca İstanbul'a ilerlemesinden korkmakta idi. Buna karşı bir tedbir olarak Büyük Britanya ve Fransa'dan yardım istendi. Ama Fransa, Mehmet Ali Paşa'yı desteklemekteydi ve hatta Kavalalı İbrahim Paşa'nın baş erkaniharbi bir Fransız subayı idi. Büyük Britanya, Kavalalı Mehmet Ali'nin hanedanı değiştirmeme vaaadleri ve tutumunu kabul edip, Osmanlı Devleti'nin içişlerine karışmak istemediğini belirtip beklenen yardımı sağlamadı. Mart 1833'de Ruslar'dan yardım istendi. 8 Temmuz 1833'da Ruslarla karşılıklı yardımlaşma ve saldırmazlık antlaşması mahiyetindeki Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalandı. Rus donanması İstanbul'a gelip Büyükdere'de demir attı.

Rusya'nın bu antlaşmayla kazandığı haklar ve bu antlaşmanın gizli maddeleri Büyük Britanya ve Fransa hükümetlerini çok kuşkulandırdı. "Büyük Güçler" devletleri, özellikle Britanya ve Fransa, doğrudan doğruya Osmanlı Devleti ile ona hala hukuken tabi olan Mısır valisi arasında "dürüst arabulucu" rolü oynamaya başladılar. Kütahya'da yapılan müzakerelerden sonra 14 Mayıs 1833'de Kütahya Kovensiyonu imzalandı.

Savaş sonrası

1833 Kütahya Antlaşması'na göre Osmanlı Devleti Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya Mısır ve Kandiye (Girit) valiliklerinin yanı sıra Şam (Suriye) valiliği verilecekti. Oğlu Kavalalı İbrahim Paşa’ya ise Cidde (Hicaz) valiliği ve Adana muhassıllığı (vergi toplama hakkı) verilecekti. Mısır kuvvetleri Anadolu'dan çekilecek ama Kavalalıların vali olduğu bölgelerde bulundurulabileceklerdi.

Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemişti. Osmanlı devleti yeniden bu valilikleri eline geçirmek istemekteydi. Suriye ve Filistin'de Mısır asıllı yönetimi bu yöreleri halkından istedikleri yüksek vergiler, zorunlu askerlik yükü ve zorunlu devlet angarya işleri dolayısıyla halkı içinde büyük hoşnutsuz yaratmışlardı. Bunlar ayaklanmalara dönüştü ve Kavalalıların özellikle Suriye'deki durumu kötüleşti. Bu durumdan istifade etmek isteyen Osmanlı Devleti ve II. Mahmut 1839'da yeni bir orduyu Suriye'ye üzerine gönderdi. Bu da ikinci kez 1839-1841 Osmanlı-Mısır Savaşı ortaya çıkarttı.





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi